MANSUR YAVAŞ’TAN TANIK’A ZİYARET

28 Mayıs 2009

Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık Mansur Yavaş’ı makamında ağırladı.
 
Ankara – Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, MHP’nin Ankara BŞB Başkan Adayı Mansur Yavaş’ı makamında ağırladı.
Çankaya Belediye Meclisi’ne seçilen MHP’li belediye meclis üyeleri ile Tanık’ı ziyaret eden Yavaş, yeni çalışma döneminin hayırlı olmasını diledi. Belediye başkanlığının bir yaşam biçimine dönüştüğünden söz eden Yavaş, “Beypazarı’nda geçen on yıllık belediye başkanlığından sonra resmi bayramlar ve hafta sonu tatil günlerini kendime ve aileme ayırmaya alışıyorum. Beypazarı küçük olmakla birlikte insani ilişkilerin yoğun yaşanmasından dolayı gecemiz gündüzümüz belediye hizmetleri olmuştu,” şeklinde konuştu.
Seçim süreci ve Çankaya Belediye Meclisi’ndeki uyum üzerine yapılan sohbetin ardından Tanık, yeni yaşamında Mansur Yavaş’a başarılar diledi.

 

Başkan Yaşar’dan tam kadro ile köy ziyareti

28 Mayıs 2009

Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, köyleri ziyaret ediyor. Yaşar, Yenimahalle Belediyesi sınırları içindeki köyleri tam kadro ile geziyor vatandaşların sorunlarını dinleyip, eksiklikleri yerinde inceliyor. Ziyaretlerine Aşağı ve Yukarı Yurtçu, Dodurga ile Alacaatlı Köyleri’ne giderek başlayan Yaşar, ilçeye bağlı tüm köylere gidecek. Yaşar, Başkanvekili Başar Bal, Başkan Yardımcısı Şenol Balaban, Hakan Açıl, Mehmet Ali Cevren ile imar, emlak, fen işleri ve temizlik işleri müdürleri ile köylere çıkarma yaparak, vatandaşlarla sohbet etti.
 
Köylerimizi unutmadık
 
Seçimlerden önce, köyleri ziyaret ettiğini ve köylülerden destek istediğini hatırlatan Yaşar, “Seçimlerle belediye yönetimine geldik. Ama köylerimizi unutmadık. Köylerimizi yeniden ziyaret edip, sorunlarını yerinde tespit etmeye geldik. Sizler eksiklerinizi söyleyeceksiniz, bizler yapacağız” dedi.
 
Köylüler bilgilendirildi
 
Köylerle ilgili yeni plan oluşturulacağını belirten Yaşar, “Köy içleri için yeni planlar oluşturulacak, bu konuda köylülerin aleyhine çeşitli sıkıntılar var, açılacak yollar, yapılacak kaldırımlar var, bizim amacımız köy içi planlar çıkarken, köylülerin zararlı çıkmaması.  Ayrıca köylerin içine ana ve ara yollar ile parklar yapacağız” diye konuştu. 
İmar ile Fen İşleri Müdürleri de vatandaşlara, yeni imar planı konusunda bilgilendirmede bulundu.

 

Minik kanaryalardan Yaşar’a ziyaret

27 Mayıs 2009

Başkent Fenerbahçeliler Alt Yapı Okulu sporcuları ve Başkent Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Harun Ata, Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ı ziyaret etti. Minik kanaryaları ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduğunu belirten Yaşar, kendisinin de koyu bir Galatasaraylı olduğunu söyledi.

UEFA kupasını görmek isterim

Küçük sporcularla yakından ilgilenen Başkan Yaşar, “Galatasaray 2000 yılında Arsenal’i devirerek UEFA kupasını müzemize getirdi. Dilerim Fenerbahçe, Beşiktaş ve diğer takımlarda UEFA kupasını alarak müzelerine götürürler. Sizlerde ileride başarılı sporcular olduğunuzda UEFA kupasını almanızı istiyorum” dedi.

Hedefimiz amatör gruplar

Yenimahalle Belediyesi olarak amatör spor kulüplerine her türlü desteği göstereceklerini aktaran Yaşar, “Minik sporcularımıza desteklerimizi esirgemeyeceğiz. Çalışmalarını yapacakları gerekli alanları ve malzemeleri sağlayacağız. Onlar da başarılı olarak büyük takımlarda oynayacaklar” diye konuştu.

Yenimahalle ile çalışmak isteriz

Başkan Yaşar’dan minik sporcuların çalışmalarını sürdürebilecekleri bir alan isteyen Başkent Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Harun Ata, “Yenimahalle Belediyesi ile çalışmak isteriz. Bize arsa tahsis edildiği takdirde hemen tesisimizi yaparız ve sporcularımızı yetiştirmeye devam ederiz” dedi.
Konuşmaların ardından Başkan Yaşar’a teşekkür plaketi verildi.

ÇANKAYA’DA SANAT SOKAĞA İNİYOR

27 Mayıs 2009

.  Çankaya Belediyesi 16. Uluslararası Değirmendere Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumu Başlıyor.
• Çankaya’da sanat sokağa iniyor, sokaklar şenleniyor.
 
Ankara - Sanat çevrelerinin yakından takip ettiği ancak bir süredir kesintiye uğrayan “Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumu” bu yıl Çankaya Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek.
Çankaya Belediyesi, belde belediyelerinin kapatılması ya da yönetsel değişiklikler yüzünden kesintiye uğrayan sanat festivallerini sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlıyor. Bu yıl 16.’sı Çankaya Belediyesi tarafından düzenlenecek olan  “Çankaya Belediyesi 16. Uluslararası Değirmendere Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumu”nda sanatla sanatseveri biraraya getirecek. Çankaya Belediyesi ve üniversitelerin işbirliğiyle 15-26 Haziran tarihleri arasında yapılacak sempozyuma 3 yerli ve 3 yabancı heykel sanatçısı katılacak.
Başkentlilerin 10 gün boyunca farklı kültürlerden gelen heykel sanatçılarının çalışmalarını  izleme şansı bulacakları sempozyuma, Hollanda Sırbistan ve Yunanistan’dan katılacak heykeltıraşlar çadırların altında 10 gün boyunca heykel yapacaklar. Öte yandan etkinlikler kapsamında, Sakarya yaya bölgesinde müzik dinletileri de sunulacak.
Sempozyumun danışma kurulunda ise Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, Başkan Yardımcısı Ali Ulusoy, Değirmendere eski Belediye Başkanı Ertuğrul Akalın, Gazeteci yazar Işıl Özgentürk, Radikal Gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Yetkin, Hürriyet Gazetesi Ankara Eki sorumlusu ve Yazarı Yaşar Sökmensüer, Heykeltıraş Kemal Tufan, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi  Heykel Bölüm Başkanı Turhan Çetin, Bilkent Üniversitesi  Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Hasan Sağlam, Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Bora Türkan ve Çankaya Belediyesi Danışmanı Nevzat Uğurel yer alıyor.
 
-      ZÜHTÜ MÜRİDOĞLU (1906-1992)
İstanbul’da 1906 yılında dünyaya gelen Türk heykeltıraş Müridoğlu,  Sanayi-i Nefise Mektebi’nde heykel eğitimi aldı. Paris’te Collarossi Akademisi’ndeki Marcel Gimond atölyesinde çalıştı. Samsun Lisesi’nde öğretmenlik, Arkeoloji Müzesi’nde heykeltıraşlık yaptı.
Bir yıl süreyle Ankara Üniversitesi Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik yapan sanatçı, daha sonra Akademi’nin öğretim üyesi oldu. 1969′da profesör oldu, 1974′te ise emekliye ayrıldı. Müridoğlu, Ali Hadi Bara ile Beşiktaş’taki Barbaros Anıtı’nı, Zonguldak’taki atlı Atatürk ve İnönü heykelini yaptı. Anıtkabir’deki kabartmalar, Büyükada’daki, Sivas’taki, Muş’taki, Eyüp’teki Atatürk heykelleri de  sanatçının yapıtları arasında yer alıyor.
Yurt içinden ve dışından çok sayıda ödül alan Müridoğlu, 1979′ta Simavi Ödülü’nü aldı. Çok sayıda sergi açtı ve birçok yapıtı da İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde sergilendi.

 

TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ BULUŞMASI İSTANBUL’DA GERÇEKLEŞTİ.

27 Mayıs 2009

Tarihi Kentler Birliği üçüncü dönem meclis toplantısı Beşiktaş Belediyesi’nin ev sahipliğinde 22-24 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşti.
Tarihi Kentler Birliği üyesi Belediyelerin yoğun katılımıyla gerçekleşen toplantı;  ev sahipliği yapan Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal’ın açılış konuşmasıyla başladı. Danışma Kurulu Başkanı Metin Sözen ve Tarihi Kentler Birliği dönem başkanı, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki yeni seçilen belediye başkanlarına kültürel mirasın korunmasına ve yeni dönem çalışmalarına yönelik bilgilenme yaptılar.
Çankaya Belediyesi toplantıya Bülent Tanık’ın başkanlığında, Tarihi Kentler Birliği Meclis üyesi Ertuğrul Şenoğlu, Başkan Yardımcısı Ali Ulusoy ve Tarihi Kentler Birliği iletişim sorumlusu Tezcan Karakuş Candan’dan oluşan 4 kişilik heyetle katıldı.
Tanık, toplantı sonrası yaptığı açıklamada; “Cumhuriyetin temelinin atıldığı, kültürel mirasının da odağı olan Çankaya’da cumhuriyet dönemi yapılarının korunması ve yaşatılması, kültürel miras varlıklarının tescili yönünde çalışmalarımıza hız vereceğiz,” dedi.
Son kabullerle üye belediye sayısı 240’a ulaşan Tarihi Kentler Birliği

ÇSM’DE SERGİ ZAMANI

27 Mayıs 2009

Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde iki yeni sergi…
 
Ankara- İlkokul yıllarında mahallesindeki duvarlara, yerlere resim çizen; okulda ise kendini en iyi çizerek anlatabilen ve “hiperaktif çocuk” olarak değerlendirilen Ayfer Altuntaş, beşinci kişisel sergisini Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açtı.
Tuval üzerine yağlı boyayla ve spatula tekniğiyle çalışan Altuntaş’ın sergisine dostluk ilişkileri sebebiyle Murat Karayalçın da katıldı. Açılış konuşmasını yapan Karayalçın, Altuntaş’ı çalışmalarından dolayı kutladı ve pek çok yerden kendisinin başarılarına dair bilgiler aldığını belirtti. Karayalçın ayrıca Çankaya Belediyesi’ne de teşekkürlerini ileterek tüm Ankaralıları sergiye davet etti.
10 yıldır tasavvufla ilgilenen sanatçının çoğunlukla Mevlana teması üzerine, aralarında soyut çalışmaların da bulunduğu toplam 59 parçadan oluşan sergisi 31 Mayıs’a kadar görülebilecek. Ayfer Altuntaş çalışmalarına kendi atölyesinde devam etmekte, aynı zamanda dersler vermektedir.
 
Geleneksel Erkan Geniş Resim Atölyesi yılsonu sergisi açıldı
Aynı akşam açılan Erkan Geniş Resim Atölyesi’nin Karma Resim Sergisi de sanatseverler tarafından ilgiyle karşılandı. Bu yıl 10.su gerçekleşen ve artık geleneksel hale gelen sergide yaklaşık 40 kursiyerin imza attığı 150 kadar eser, farklı tarzları ve renk birlikteliklerini bir arada sunuyor. Sergi yine 31 Mayıs’a kadar  Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gezilebilecek.
 
-       Ressam Erkan Geniş -
Erkan Geniş 1943 yılında Bartın’da doğdu. Resim eğitimini Hikmet Onat Atölyesi’nde aldı. Viyana Güzel Sanatlar Akademisi ve Salzburg Yaz Akademisi’nde çeşitli çalışmalar yaptı. 6 yıl süreyle Viyana, Salzburg, Prag, Bratislava ve Budapeşte’de 19. ve 20. yüzyıl Orta Avrupa Resmi konusunda araştırmalarda bulundu ve çalışmalarını metin haline getirdi.
Bu süre içinde resim eğitimi konusunda yaptığı incelemelerini deneyimi ile birleştirip, basım aşamasındaki üç bölümlük kitabını oluşturdu.
Çalışmalarını Ekim-Haziran döneminde, aynı zamanda eğitim kurumu olarak da işlev gören Ankara’daki atölyesinde; Temmuz-Eylül döneminde Viyana’daki atölyesinde sürdürmektedir. Yurt içinde ve yurt dışında katıldığı çok sayıda karma serginin yanı sıra 38 kişisel sergi açtı. Yapıtları 22 ülkede çeşitli koleksiyon, sanat kuruluşu ve müzede yer almaktadır

 

YENİ DÜNYA DÜZENİ…

23 Mayıs 2009

 ABD siyasal tarihinde, ülkenin geleneksel ‘emperyalist’ siyasetini yadsıyan tek Devlet Başkanı Roosevelt’tir.1929 yılında çıkan ve dünyanın dört tarafını etkileyen genel ekonomik bunalım sonrası işbaşına gelen Roosevelt, sorunu başarıyla atlatan yöntemler uygulamıştır. O süreçte ABD’den çok uzakta bir başka ülke, yine kendisine özgü önlem ve uygulamalarla krizin dışında kalabilmiştir. O ülke; halkçı-devletçi ekonomik toplumcu modele sahip Türkiye’dir. Türkiye’nin ekonomik büyüme hızı,1930’larda; % 9’dur.                                                       
       Roosevelt, ABD tarihinde 3 dönem Başkanlık sorumluluğu taşımış tek kişidir. Kapitalizme dayalı bir ülkede, ayağı felçli ama aklı toplumcu nosyonla pırıldayan lider; “New Deal”(Yeni Dalga) adı verilen bir sosyal ve ekonomik çizgiyle ülke halkına nefes aldırmıştır. Gerçi başta ABD Federal Yüksek Mahkemesi olmak üzere pek çok bağnaz kurum ve kişilerin, Roosevelt’e;“Solcu, komünist” damgası vurmalarına karşın, “Sosyal Devlet” politikaları, kararlılıkla yürütülmüştür. ABD tarihinde sömürgen yayılmacılığı devlet tutumu olmaktan kurtaran Roosevelt, belleklerde saygıyla korunmaktadır.Ama Roosevelt sonrası,Truman’la başlayan ve ; Johnson,Reagan,Bush gibi ardılların öngörüsüz ve çılgın kapitalist yöntemlerine tutsak olan ABD politikaları,dünya kamuoyunun tepkisini çekmiştir.
        “Yeni Dünya Düzeni” özellikle 1980’li yıllarda atak yapmıştır. Kızılderililerin katledildiklerini yansıtan filmlerle ün yapan artist Ronald Reagan ABD’nin, “Falkland adalarını” gasp eden “Demir Lady” unvanlı Margeret Teatcher Britanya’nın başındayken yaşama geçirilen “Yeni Dünya Düzeni”, dünyanın çivisini çıkarmıştır. Toplumcu değerleri tanımayan “Çok Uluslu Şirketlere” arka çıkarak, zümresel zenginleşmenin yolunu açan “monoterist” sistem yönetimleri ,insanlığa acılar çektirmiştir. Sistemi uygulamakta her çare düşünülmüş, göz kırpılmadan güya; “özgür dünya” adına dış müdahalelerle nemalanma yolları araştırılmıştır. Bush ve Blair ikilisi, eskilerini aratmayan uğraşlarla “Globalleşme” stratejisini arttırarak, Ortadoğu’yu kana boyamışlardır. Atatürk’ü unutan Türkiye;“24 Ocak” kararları çerçevesinde ve kopyalama yoluyla bu gidişe aynen katılmıştır.
         ABD kaynaklı “Mortgage” adı verilen ekonomik bunalım en acımasız liberal beyinlerde bile, devlet müdahalesi gerçeğini anımsatmıştır. Çünkü,“Çok Uluslu Şirketler” dünya ölçütünde yanmaya ve halkları yakmaya başlamışlardır.Devlet yönetimlerince,İktisatçı Keynes’in sosyal açılımlı ekonomik disiplinine zorunlu başvuru,cankurtaran olmuştur.
         ABD, Roosevelt’in uygulamalarına dönme peşindedir. “Sosyal Devlet” ekolü, genel planlamadır.Vahşi kapitalizm, iflastadır.Türkiye, gelişmelerden ders çıkararak,1930’lardaki başarılı “Kemalist” modele , günümüzün gelişmeleri ışığında ciddiyetle göz atmalıdır.

Torpil Nasıl Yapılır ?

23 Mayıs 2009

Devlet Adam’lığı öyle bir gün imam, ertesi gün savcı!, aklına esince de doktor! olmaya benzemez !!
Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus’tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN’dir.
 Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır.
 Bakanın gür sesi:

“Giriniz!” Atatürk’ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. Konuklara yer gösterir ve zarfı açar. Atatürk’ten gelen bir mektuptur bu: “Bay Abidin ÖZMEN, Milli Eğitim Bakanı…” Abidin ÖZMEN zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur: “Yaver Bey’le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk
 gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın…” Bu, Atatürk’ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir:

 ”Yaver Bey’in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı
 makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine Atatürk’ün ismini yazdırarak bana getiriniz.” der.
 Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey’le Atatürk’e yollar.

Mektubun içeriği şöyle:
 ”Muhterem Atatürk, Yaver Bey’le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için;
bu çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu
 nedenle her iki çocuğunda emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi’ne paralı yatılı olarak kayıtlarını
 yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum…”

 Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet  İnönü’ye telefon ederek:

 ”Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı.” diyerek olayı anlatmış.

 İnönü, Bakan adına özür dilemiş. Atatürk: “Yok! demiş özür dileme. Çok memnun oldum.
 Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse.”

Bu yazıyı internetten gönderen dosta teşekkürlerimle

ÇÖZÜMÜN TAKOZLARI

23 Mayıs 2009

 

 Kıbrıs’ta geçtiğimiz günlerde  yapılan seçimin sonuçları nedeniyle yeni bir dönemin başladığını söylemek durumundayız. Bu güne değin çözüme karşı olduğu öne sürülen bir siyasi parti, bir oy farkla olsa bile birinci parti oldu. Halk, çözümden yana olduğunu söyleyen partiye ise muhalefetin anası olma görevini verdi.

Demokrasilerde bu tür sonuçların alınması son derece doğaldır. Buna karşın Rum ve Yunanistan’ın önde gidenleri karşı saldırıya başladılar bile. Kıbrıs Türk halkının iradesine ipotek koyma çabalarına dört koldan devam ediyorlar. Din adamı kılıklı papazlar bile aynaya bakmadan gözleri dönmüş gibi saldırıyorlar.   

Umut yorgunu durumuna düşürülen Kıbrıs Türkleri, çözüm için yeni bir pencereyi açtıkları gerçeğini görmek istemiyorlar. “En iyi Türk bizim gibi düşünen Türk’tür” yaklaşımında olduklarından saldırdıkları biliniyor. Son elli yıldır değişik dönemlerde ortalık yere çıkan çözüm önerilerini de benzer yaklaşımlarla kabul etmediler. Böylelikle de çözümsüzlüğü tetiklediler. Kıbrıs Türklerinin umut yorgunu olmalarının temelinde bu olgunun yattığının bilinmesi gerekiyor.

Annan’ın belgesi diyerek ortalık yere çıkan ucubeye bile ‘Evet’ diyen veya demek zorunda bırakılan Kıbrıs Türklerine verilen sözler adeta buharlaştırıldı. Bu noktada, Rum ve Yunan tarafının baskılarının olduğu biliniyor.  Dağılma sürecindeki AB’nin birer ayrıcalık olarak vermeye çalıştığı katkıların bile Kıbrıs Türklerine ulaştırılmasında takoz oldular.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki seçim sonuçlarını bile kabul etmiyorlar. Bunların demokratlıkları ve çağdaşlıkları bu kadardır. Suçluların telaşı içinde oluyorlar mı ne…

Seçim sonuçlarının doğru okunması noktasında, Kıbrıs Türklerinin çözümden yana oldukları görülecektir. Kıbrıs Türkleri, BM belgelerinde de kabul gören iki devletli ve iki uluslu, sınırları güvence altına alınmış bir çözümden yana olan duruşunu göstermiştir.

Kıbrıs Türkleri bu noktadan geri adım atmaktan yana olmadığını ve bu kararlarının onaylanmasını haklı olarak istemektedirler. BM parametreleri diyerek ortalık yere çıkanlar, bu ilkeyi iğdiş etmek için her türlü oyunu oynamakta sakınca görmüyorlar. Bu davranışları ile de çözümsüzlüğü tetiklemektedirler.

Kıbrıs Türklerinin verdiği bu karara, herkesin saygı göstermesi gerektiğinin altını çizmek istiyoruz. Bu kararla, Anavatan Türkiye ile birlikte varlıklarını sürdürmek istemektedirler. Verilmiş olan bu kararı sulandırmaya kalkışmanın, adının ne olduğunu sizlerinde bildiğinize inanıyoruz.

Siyasetçilerin bu kararı doğru okuyup doğru algılamaları gerekiyor. Bunun yapılması sonrasında çözülemeyecek sorununun kalmayacağının da bilinmesi gerekiyor.

Ortaya çıkan seçimin sonucu, Türkiye’nin uluslararası arenada elini güçlendirmektedir. AB’nden ve dışarıdan yapılan tüm baskılar karşısında hareket alanının genişlediğini söylemek durumundayız.

Siyasetçilerle diplomatlar, Rum Yönetimini tanıyın, limanlarınızı açın Türk Silahlı Kuvvetlerini adadan çekin baskılarını hafifletebilme ve ortadan kaldırma gücünü yakalamışlardır.

Yıllardır dillendirilmekte olan eşitlik temelindeki bir çözümün çıkar bir yol olmadığı, bu seçimin bir başka can alıcı sonucu olmaktadır. Egemenliğin olmayacağı bir çözümün ömrünün de kısa süreli olacağının bilinmesi ve söylenmesi gerekiyor.

Diğer yandan Kıbrıs’ı çözün sizi AB’ne alalım diye dayatmada bulunanlara, güzel bir yanıt verildiğini de vurgulamak istiyoruz. Aynı şekilde 2004 yılında Annan’ın belgesine evet diyerek Türkiye’nin üyelik sürecini açtıklarına inandırılmışlardır. Geldiğimiz noktada bu yaklaşımın ne kadar yanlış ve sakat bir bakış olduğu ortalık yere çıkmıştır. Bu sonuçlar Türkiye’nin üyelik sürecinin önünü açacak mı ne…

Gelinen bu noktada TBMM’ne ve siyasetçilere yaşamsal önemde görevler düşmektedir. Parti çıkarlarını bir kenara bırakarak, serinkanlı olarak ortak bir görüş üretmeleri gerekiyor. Buradan çıkarılacak olan ortak görüşün, Anadolu’nun güzel insanlarının beklentilerine yanıt verecektir.

Kıbrıs Türkünün gösterdiği bu onurlu duruşla aydınlanan yolda eşit ve egemen bir devletin oluşması dileğimizi bir kez daha yinelemek istiyoruz.

Hodri meydan…

SEVGİ ile kalınız…

 

                                                                   

 

BERGAMA ALTIN İŞLETMESİNDE DEĞİŞEN HİÇBİR ŞEY YOK

23 Mayıs 2009

BİLİMİ VE HUKUKU SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ

İzmir ili Bergama ilçesi Ovacık - Çamköy - Narlıca köyleri sınırları içinde Altın ve Gümüş Madeni İşletmesi için Koza Altın İşletmeleri A.Ş lehine tesis edilen 18/02/2009 tarihli ÇED Olumlu işleminin yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Çevre ve Orman Bakanlığı aleyhine aşağıda imzası bulunan bizler tarafından 20 Nisan 2009 tarihinde (bugün) İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığı’nda dava açılmıştır.
Bergama-Ovacık-Çamköy mevkiinde bulunan siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madeninin işletilmesine ilişkin idari işlemler Mahkemelerce defalarca iptal edilmiş, AİHM tarafından AİHS’nin ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Son olarak, ÇED Yönetmeliği’nin geçici 6. maddesi çerçevesinde hazırlanmış Nihai Çevresel Durum Değerlendirme Raporu uygun görülerek yeniden ÇED Olumlu görüşü ile faaliyetine devam eden işletmeyle ilgili Danıştay bir karar daha vermiştir.  Danıştay 6.Dairesi’nin Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği’nin geçici 6.maddesini iptal eden kararında yönetmeliğin ilgili maddesinin Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği’nin amacına uymadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Danıştay kararı, maden işletmesinin faaliyetinin ÇED sürecinden muaf olarak yürütüldüğünü bir kez daha tescil etmiştir.
Danıştay 6.Dairesi, ÇED Yönetmeliği’nin Geçici 6.maddesi hakkında Yürütmeyi Durdurma kararı verdikten sonra Koza Altın İşletmesi’ne verilen Nihai Çevresel Durum Raporu ile ilgili ÇED Olumlu Görüşü hakkında açılan 2008/6795 Esas sayılı davada da 03/11/2008 tarihinde Yürütmeyi Durdurma kararı vermiştir.
Bergama-Ovacık Altın Madeni ile ilgili geçmiş hukuksal süreç özetlenerek verilen kararda, bir kez daha mahkemeler maden işletmesinin faaliyetini hukuka aykırı bulmuştur. Bunun üzerine Çevre ve Orman Bakanlığı bir yandan işletmenin kapatılması için yazışmalar yaparken diğer taraftan KOZA Altın Şirketi’ne ikinci kez ÇED olumlu görüşü vermiş ve yargı kararından sonra durdurulan faaliyetin yeniden başlamasını sağlamıştır. Kazanılan onlarca yargı kararına rağmen, Bergama Ovacık Altın Madeni faaliyetlerine her türlü hukuksuzluğu göze alarak ve yargı kararlarını çiğneyerek yeniden başlamıştır.
Çevre ve Orman Bakanlığı, dava konusu işlem ile yargı kararlarını yok sayarak, işletmeci firmanın karını kamu yararından üstün gören, maden işletmesine süresiz olarak her türlü hukuksal denetimden muaf olarak faaliyette bulunma olanağı yaratan, hiçbir hukuk devletinde kabul edilemeyecek bir idari tasarrufta bulunmuştur. 2004 yılında sunulan Nihai Çevresel Durum Değerlendirme Raporu’nun iptal edilmesi üzerine, bu defa birkaç ek yapılıp adı “ÇED Raporu” olarak değiştirilen aynı rapora “ÇED Olumlu” görüşü verilmiştir. ÇED Raporu tamamen eski, güncelliğini yitirmiş, yargı kararlarıyla açıkça aykırılığı kanıtlanmış konuların ortadan kaldırıldığına dair yeni rapora eklenen birkaç yeni sözden ve uzatılan taahhüt süresinden başka hiçbir inandırıcı ve ikna edici veri içermemektedir.
Özetle; Danıştay 6. Dairesi’nin 1997 yılındaki örnek kararında belirtildiği gibi;              “…İşletmecinin iyi niyeti, önlemlerin titizce denetlenmesi gibi kavramlara bağlı kalınarak, yapılacak faaliyet sonucunda elde edilecek ekonomik değerin, doğada ve doğrudan veya dolaylı olarak insan yaşamı üzerindeki risk faktörünün gerçekleşmesi halinde kamu yararının öncelikle insan yaşamı lehine değerlendirilmesi doğaldır. (…)doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liç yöntemi ile altın madeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki dava konusu işlemde kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır…” gerekçesi hala devam etmekte olup değişen hiçbir şey yoktur.
Bu karardan sonra yapılan işlemlerin tamamı mahkeme kararının arkasından dolanma işlemleridir. Çünkü aynı yerde aynı yöntemle, siyanür liçi yöntemiyle maden/kimya tesisi işletilmektedir.
Değişen hiçbir şey bulunmadığı için Koza Altın İşletmeleri A.Ş lehine tesis edilen 18/02/2009 tarihli ÇED Olumlu işleminin yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemi ile yeniden dava açmış bulunuyoruz.
Diğer taraftan; Bu noktada hazırlanan ÇED Raporu’na olumlu görüş veren Çevre ve Orman Bakanlığı;
– Yargı kararlarını yok sayarak tarafsızlığını yitirmiş ve hukuka aykırı işlem yapmıştır.
– İşletmeci firmanın karını kamu yararından üstün gören, maden işletmesine süresiz olarak her türlü hukuksal denetimden muaf olarak faaliyette bulunma olanağı yaratan, hiçbir hukuk devletinde kabul edilemeyecek bir idari tasarrufta bulunmuştur.
– Yarattığı tahribatı rehabilite etmesi gereken Ovacık Altın Madenine ne amaçla yürütüleceği belli olmayan bir faaliyete izin vermiştir.
– ÇED sürecinde 14 Ocak 2009 tarihinde söz konusu faaliyetten doğrudan etkilenecek halkın bir araya geldiği “gerçek halkın katılım toplantısı”nda dile getirilen talepleri göz ardı etmiştir.
– İmar planları ve yapı kullanma belgeleri, Mahkeme kararı uyarınca Valilik tarafından iptal edilen ve dolayısıyla imara uygun olmayan bir faaliyete izin vermiştir.
- 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun kapsamında sunulması gereken Toprak Koruma Projesi ve İl Toprak Koruma Kurulu olumlu görüşü olmadan işlem yapmıştır.
– Anayasa, Çevre Kanunu ve Bakanlık tarafından yürütülen diğer ilgili yönetmelik (Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği vb.) hükümlerine uymamıştır.
Bizler; çevre ve halk sağlığını, bilimi hiçe sayan, hukukun üstünlüğünü tanımayan siyasi iktidarlara ve idarecilere karşı mücadele etmeye ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımızı savunmaya devam edeceğimizi, bilim ve hukuk tanımaz politikalara bir kez daha izin vermeyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası
TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası
TMMOB Peyzaj Mimarları Odası
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
DİSK-Dev.Maden-Sen
Çağdaş Hukukçular Derneği
EGEÇEP (Ege Çevre ve Kültür Platformu) Derneği,
Kozak Yaylası Doğal Çevre Kültür Ve Turizm Derneği
Karaveliler Köyü  Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Hisarköy Köyü  Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Ayvatlar Köyü  Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Yukarıbey Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Aşağıcuma Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Okçular Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Güneşli Köyü  Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Hacıhamzalar Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Yukarıcuma Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Çamavlu Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Kaplan Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Demircidere Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Terzihaliller Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Aşağıbey Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Kıranlı Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Bağyüzü Köyü Muhtarlığı,  AYVALIK/BALIKESİR
Göbeller Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR

Sonraki »