EĞİTİMLİ KÖPEKLER SAHİPLERİNİ BEKLİYOR

15 Haziran 2009

Çankaya Belediyesi Evcil Hayvan Eğitim Merkezi’nde eğitilen köpekler sahiplendiriliyor…

Ankara- Çankaya Belediyesi’ne bağlı Mühye Sahipsiz Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’ndeki köpekler yeni sahiplerini bekliyor.

Belediyenin Mühye Köyü içindeki hayvan barınağında bulunan sokak köpeklerinin içinden seçilen eğitilebilir köpeklere itaat ve parkur eğitimi verildiğini söyleyen görevliler, hayvan barınağındaki tüm köpekler gibi eğitimli köpeklerin de aşılarının yapıldığını, kısırlaştırılarak, iç ve dış parazit kontrollerinin de eksiksiz biçimde yerine getirildiğini belirttiler.

Ankara’daki belediyeler bünyesinde ilk kez köpek eğitim sisteminin uygulandığını belirten yetkililer, bundan sonraki süreçte köpek eğitimi yapılmayacağını merkezde bulunan 24 eğitimli köpeğin ise hiçbir ücret talep edilmeden vatandaşlar tarafından sahiplenilebileceğini söylediler.

Barınaktaki sokak köpeklerine gerekli koşulları eksiksiz yerine getirdiklerini dile getiren yetkililer; amaçlarının sokak köpeklerinin tel kafesler içindeki yaşantılarını biraz daha rahat, canlıya yakışır hale getirmek olduğunu sözlerine eklerken eğitimli köpekleri sahiplenmek isteyen vatandaşlara belediyenin barınağına gelerek yardımcı olabileceklerini de belirtti.   

 

ÇANKAYA BELEDİYESİ MUHTARLARI MİM’LEDİ

15 Haziran 2009

Başkan Tanık Çankayalı muhtarlarla biraraya geldi…

ANKARA-Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, Çankayalı muhtarlarla kahvaltıda buluştu. Çankaya Belediyesi Vedat Dalokay Kokteyl Salonu’nda gerçekleşen buluşmaya 116 mahalle muhtarından 108’i katıldı.

Toplantıda kısa bir konuşma yapan Başkan Tanık, Çankaya’yı muhtarlarımızla birlikte daha iyi yönetecekleri düşüncesini yineleyerek belediye bünyesinde oluşturdukları Muhtarlık İletişim Merkezi (MİM) hakkında bilgi verdi. Tüm mahalle muhtarına gönderdikleri bilgi formları aracılığıyla mahalle sorunlarını ve talepleri tespit ettirdiklerini de belirten Tanık, değerlendirme notlarının yer aldığı klasörü göstererek “Sorunlarınız burada teknik ekibimle birlikte hazırladığımız ve yüz gün içinde de sonuçlanacak olan çalışma programı dahilinde bu sorunlarınızı gidereceğiz” dedi.

Daha sonra muhtarları temsilen söz alan Çankaya Muhtarlar Derneği Başkanı Serpil Erenoğlu, “Çankaya Belediyesi ile iletişim sorunumuzun kalmaması bizim için umut verici çok önemli ciddi bir adımdır. Çankaya’yı birlikte yönetme konusundaki katkımızı sunacağımızı daha önce de beyan etmiştik. Bu konudaki samimiyetimizi yineliyoruz. Bu çerçevede Çankaya Belediye Başkanı’na konukseverliği için teşekkür ediyor ve birlikte başarılı bir çalışma dönemi yaşayacağımıza inanıyorum” dedi.

 

Kaymakamın bisikleti tarla sürer mi?

15 Haziran 2009

Gazeteci-yazar Mustafa Küpeli, “Kaymakamın bisikleti tarla sürer mi?”adlı ilk kitabıyla okurlarının karşısına çıktı. Kars, Ardahan ve Iğdır’ın son 20 yıldaki politik geçmişine eleştirel gözle bakan 22 öyküden oluşan kitaba, ünlü sinema oyuncusu Tarık Akan, yönetmen Reis Çelik, işadamı İsmail Aytemiz ve gazeteci Songül Dündar da birer önsöz yazdı.

Uzun bir süredir Kars, Ardahan ve Iğdır bölgesinde gazetecilik yapan Mustafa Küpeli, bu süreçte şahit olduğu haksızlıkları, çelişkileri ve bölgenin geri kalmışlığını, yazdığı öykülerle gündeme getirdi. Birikim Yayınları’ndan çıkan kitap 22 öyküden oluşuyor.
Yazdığı öykülerde gerçek hayat hikayelerini işleyen ve “Ben bu kitapta 20 yılın hesabını sordum” diyen Mustafa Küpeli, bölgenin özellikle 1990 yılından sonraki politik geçmişini ve o geçmişe yön veren siyasi aktörleri sert bir dille yeriyor.

Oy namustu bizim oralarda!
Kitapla ilgili düşüncelerini gazetemizle paylaşan Küpeli, ilk kitabında göçü, yoksulluğu ve ihaneti anlattığını belirterek, “Bizim oralarda oy namus demekti. 1990’da Kars, Ardahan ve Iğdır olmak üzere üçe böldüler bölgeyi. Daha sonraki süreçte oradaki siyasete hakim olanlar önce siyaseti kirlettiler sonra da halkı kandırdılar. Göç hala devam ediyor orada. Yoksulluk hala diz boyu orada. Biz kitapta bunları anlattık ve bunların hesabını sorduk” diye konuştu.
 Kitabın ismi hakkında sorumuzu cevaplayan yazar Mustafa Küpeli; Son üç yıldır Ardahan ve çevresinde Eğitim ve öğretim Türkiye’nin sondan üçüncü olmakta. Kaliteli Eğitimin başlamasında Türkiye’de dev bir projeye imza attığı için;
Kaymakamın Bisikleti  Tarla Sürer mi”  Göle ilçesine tayini çıkan ve 6 ayda bir ilçede Eğitim devrimi yapan, bir kaymakamın hantal devleti nasıl salladığını,
“Kımış Yine Kardam’ı Yatacak” öykümle 20.000 Nüfuslu Kağızman ilçesinde kışın -30 derecede sokakta kalmasında halkın ve devletin duyarsızlığını,
 “Zeytun’u Kim Kurtaracak” Öykümle psikolojik bunalımdan sonra akıl hastası olan Zeytun’u Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yatırılması gerekirken, bir köy mereğinde ayağına zincir vurularak koruma altına alınması,
“Karslılar Gazi Ahmt Muhtar Paşa’nın Evinin Önünde Malakanları Bekliyordu” öyküsüyle onlarca kimlikleri bir arada barış ve kardeşlik içinde barındıran Kars ilimizde yaşayan  Malakanlarla olan ilişkilerimizi,
“Ana Ben AK Partili Olacağım” öyküsüyle AKP’nin ülkenin insanını nasıl kimliksizleştirdiğini
“Bombacı Kars’ın Kalesi’ni Ruslara Satacak” öyküsüyle Kars ve çevresinde kurulan ilk Cenubi Garbi Kars Cumhuriyetinin önemini,  Yöremizin örf, adet, gelenek ve görenek kültürlerini,
“Ölüm Yerim Sarıkamış” Öyküsüyle 1914-1915 Sarıkamış harekatını,
“Patates Mührüyle Baraj Yapılır Mı” öyküsüyle Iğdır” da 40 yıl önce atılan ve iki bekçiyi emekli eden bir barajı,
“Ardahan Gazetecilerin Ağıtıyla Uyandı” öyküsüyle Bürokrasinin nasıl keyfi hareket ettiğini
“Men Yeke Terekeme Aşığıyam” öyküsüyle Türkiye”deki bütün halkların kardeşliğini, dile getirirken vatan insanın kardeşlik köprülerinin zarar verilmemesi konusunda yoğunlaştım
“ZÜBÜK 1- ZÜBÜK -2 ZÜBÜK 3 bölümleriyle”
Siyasetçiyle vaatlerini, oy verenle geri kalmışlığı, göçle gurbetteki gece kondu da yaşamaya mahkum edilmişleri, bu göçe sebep olan kirli siyaseti yüzleştirdik. 20 yıl önce kim hangi köy ve ilçede ne söz vermişse, kandırılmışsa tekrar okutarak kirli siyasete tekrar oy verilmesi konusunda derin bir de çizgi çizilmesinde kimsenin sırtını sıvamadan okurlara aktarmaya çalıştım  Diğer yandan bölgenin kaderiyle nasıl oynandığını ve oy verenlerinde bunun içinde büyük bir yapı olduğunu anlattım.
  Kitaptaki her öykümün bir gerçeklik ve yaşanmışlık var. her öykümle yeni bir başlangıç, yeni bir yol haritası çizerek gazetecinin ne kadar haklı olduğunu, 20 yıl geçse de gerçeğinden vazgeçmeyeceğini dile getirmeye çalıştım Diyor yazar. 
Yoksuldan ve emekçiden yana
Ünlü sinema oyuncusu Tarık Akan, kitaba yazdığı önsözde, Mustafa Küpeli’nin öykülerinin yoksuldan, ezilenden, işçiden ve emekçiden yana taraf olduğunu ve yörenin geri kalmışlığını ve göçün nedenlerini bütün ayrıntılarıyla masaya yatırdığını belirtti.
Küpeli’nin, yoksulluğun fotoğrafını iyi çizdiğine dikkat çeken Tarık Akan, yazdığı önsözü şu satırlarla bitirdi: “Yazar, öyküleri yazarken hem içlenmiş, hem için için siyasilerden hesap sorarken, “20 yıl önce hangi politikacı, nerede ne söz vermişse (!) ” geçmişi bu güne taşırken ustaca bir yol izlemiş. Mustafa Küpeli, bütün olaylara gazeteci olarak birebir tanık olduğundan dolayı, öykülerini yazarken içinin burukluğuyla zaman zaman gözyaşlarının mürekkep olduğu bir eser yaratmış. Yöredeki yoksulluğu ciğerinden alıp öykülerinde okurlarına aktarmayı başarmıştır.  İyi okumalar.”
Röportaj; Erdal Karasansar

 

Sahi, Sayın Başbakan, siz neden dertlisiniz?

15 Haziran 2009

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanması isteğimi bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla.                                                                 15 Haziran 2009
 
 
 
Süleyman Yağız
DSP İstanbul Milletvekili
 
 Bir televizyon programında soruları yanıtlarken, “Diyorlar ki, Başbakan sinirli… Dertliyim ben dertli, sinirli değil” dediniz.
Bu bağlamda sormak istiyorum:
 
1-Geçim sıkıntısı çektiğiniz için mi dertlisiniz?
2-Çoluk çocuğunuz için ekmek parası bile bulamadığınız için mi dertlisiniz?
3-Ürününüz tarlada kaldığı veya zar zor topladığınız ürününüzü hak ettiği fiyata satamadığınız için mi dertlisiniz?
4-Aybaşını getiremeyecek kadar kazandığınız ya da işsizlik yüzünden hiçbir gelir elde edemediğiniz için mi dertlisiniz?
5-Yıllarca çalışıp emekli olduktan sonra başınızı sokacak bir yuvanız bile olmadığı için mi dertlisiniz?
6-Size göre teğet geçen, içinde yaşayanlara göre ise hançer gibi yarıp geçen ekonomik kriz yüzünden işinizden atıldığınız için mi dertlisiniz?
7-Yine ekonomik kriz yüzünden üretim yapamadığınız, ürettiğiniz hâlde satamadığınız, yeni istihdam yaratamadığınız veya işyerinizi kapatmak zorunda kaldığınız için mi dertlisiniz?
8-Oğlunuzun gemisi, pardon gemiciği -Allah korusun- battığı için mi dertlisiniz?
9-Vadesi geldiği hâlde çeklerinizi, senetlerinizi ödeyemez duruma gelip de –yine Allah korusun- intihar etmeyi düşündüğünüz için mi dertlisiniz?
10- Ev ya da dükkân kiranızı ödeyemediğiniz için mi dertlisiniz?
11- Kredi alma sıkıntısı yaşadığınız için mi dertlisiniz?
12- Taksitlerinizi ödemede zorlandığınız, zaman zaman taksit atlatmak zorunda kaldığınız için mi dertlisiniz?
13- Kredi kartınızın dönem borcu yerine sadece “asgari ödeme miktarı”nı ödediğiniz veya bütünüyle ödeyemez duruma geldiğiniz için mi dertlisiniz?
14- Vitrinlere bakıp bakıp hiçbir şey alamadığınız için mi dertlisiniz?
15- Eleştirilere tahammül edemediğiniz için mi dertlisiniz?
16- Eleştirilerine tahammül edemediğiniz kişiler hakkında tazminat davası açtığınız için mi dertlisiniz?
17- “Ananı da al git gibi” ifadelerle halkı azarlamanıza karşın üst üste seçim kazandığınız için mi dertlisiniz?
18- Hastane kapısında bekletildiğiniz veya hastane hastane dolaştırıldığınız için mi dertlisiniz?
19- Partinizin kısaltılmış adı için AKP diyenleri “edep dışı” davranmakla suçlamanıza karşın, çoğunluğun, -TDK’nın kısaltma kurallarına sadık kalarak ve dolayısıyla haklı olarak- AKP demede ısrar etmesinden mi dertlisiniz?
20- Hukuk dışı olarak telefonlarınız dinlendiği için mi dertlisiniz?
21- “Demokrasi, insan hakları, hak, hukuk” derken ülkemizin neredeyse bir polis devleti hâline getirilmesinden mi dertlisiniz?
22- Bir sabah vakti eviniz basılarak en temel insan haklarına bile aykırı biçimde alınıp götürüldüğünüz için mi dertlisiniz? Bu sırada sapla samanın birbirine karıştırılmasından mı dertlisiniz?
23- Ülkemizin güvenilirliğini yitirmiş, icraatı tartışmalı bir iktidar tarafından yönetilmesinden mi dertlisiniz?
24- Beğenmediğiniz için okunmaması çağrısı yaptığınız gazetelerin hâlâ okunuyor olmasından da mı dertlisiniz?
25- Kendinizi bu tür dertlerden korumak ve kurtarmak için önlem alamamanın sıkıntısını yaşadığınız için mi dertlisiniz?

 

Baykal’dan Yenimahalle çıkartması

11 Haziran 2009

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP’nin Yenimahalle’de güzel işler yapacağını söyledi. Baykal, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkan Yardımcıları Yılmaz Ateş, Onur Öymen, Bihlun Tamaylıgil, CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, milletvekilleri ve MYK üyeleriyle Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ı ziyaret etti. Yaşar’ı makamında ziyaret eden Baykal, daha sonra belediye bahçesine geçerek, belediye çalışanları ve Yenimahallelilerle buluştu. Baykal burada vatandaşlara seslendi.

Yenimahalle’yi bir daha kaybetmeyeceğiz

Yenimahalle Belediye Başkanlığı’nı 29 Mart seçimlerinde CHP’nin kazanmış olmasından büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getiren Baykal, partilerine oy veren Yenimahallelilere teşekkür etti. Baykal, “CHP ve Yaşar Yenimahalle’de çok güzel hizmetler yapacak. CHP Ankara’daki oylarını artırdığı önemli yerlerden biri de Yenimahalle. Yenimahallelilere teşekkür ediyorum” dedi.

Yaşar, hızlı ve başarılı başladı

CHP’nin bir sonraki seçimlerde diğer metropol ilçeleri de alarak başarılı hizmetleri Ankaralılara sunacağını belirten Baykal, “Değerli Belediye Başkanımız Fethi Yaşar hızlı başladı ve ne kadar başarılı olduğunu tüm halkımız görüyor. Bundan sonra da aynı başarıları bekliyoruz” diye konuştu.

Halkımız için çalışıyoruz

Yenimahalle’ye aday gösterilmesinin kendisi için mutluluk verici olduğunu söyleyen Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, “Sayın Genel Başkanımız bizleri yerel yönetim için aday gösterdi. Bunun için sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Bize güvendiğini daha başında belli etti. Bizlerde kazandık ve halkımız için çalışıyoruz. İnandığımız her şeyi sonuna kadar savunuyoruz. Bizler çalışmaya geldik, eğer çalışmazsak Yenimahallelilerin güvenini sarsmış oluruz. Türkiye’ deki kaynak kullanımındaki israfı Yenimahalle’den başlayarak sona erdireceğiz. Dileğimiz tüm yurda yayılmasıdır” dedi.
Baykal ve Yaşar daha sonra halkı selamladılar.

YARATICILIK VE HEYECAN SANAT DÖNÜŞÜNCE

11 Haziran 2009

ÇSM, iki ilginç sergiye evsahipliği yapıyor.

 Ankara - Yaratıcılığın ve heyecanın sanata dönüştüğü iki ilginç sergi, birer gün arayla Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Ankaralıların beğenisine sunuldu.

 - DOĞANIN SANATI -

Sanat tarihi ve arkeoloji mezunu Çankırılı sanatçı Uğur Soydan’ın 500’den fazla özgün eserini barındıran Doğal Tasarımlar Sergisi, altı ana bölümden oluşuyor. Sanatçının ebru çalışmalarının bulunduğu ebru bölümü,  fantezi bölümü, fantastik bölüm, nostalji bölümü, yağlıboya eserler ve sanatçının en çok ilgi gören eserlerinin yer aldığı doğal tasarım bölümü. Soydan, bu bölümde mercimekten fasulyeye, kınadan çivite kadar 27 bitkisel malzemeden ortaya koyduğu tablo gibi yapıtlarıyla izleyenleri şaşırtıyor. Sanatçı atık malzemelerle oluşturduğu fantastik bölüme de ayrıca önem veriyor. 2004 yılından itibaren çalışılan eserlerin bulunduğu sergi, 14 Haziran’a kadar gezilebilir.

 - SUALTINDAKİ GİZEMLİ DÜNYA FOTOĞRAFLARDA -

Sınırlı sayıda profesyonelin uğraştığı su altı fotoğrafçılığı dalında kendini geliştiren Sergun Aydan’ın sergisi ise, su altındaki gizemli dünyayı gözler önüne seriyor. 32 adet büyüleyici fotoğraftan oluşan sergi, yaklaşık 25 deniz canlısının yaşamı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Fotoğrafçılıkla üniversitede tanışan ve çok seven Aydan, daha sonra merak saldığı dalgıçlıkla birleştirdiği bu merakını açtığı sergiyle pekiştirdi ve fotoğraf meraklılarının ilgisini uyandırdı. Aydan, bu uğraşın oldukça maliyetli olduğunu, ancak büyük bir keyif verdiğini de ifade etti. Bu sergi, 14  Haziran’a kadar gezilebilir.

ŞİZOFREN KAFE HİZMETİNİZDE

11 Haziran 2009

Şizofreni Hastalarının Çalıştığı Bir Kafe Açıldı.

Şizofreni Dernekleri Federasyonu ve Biofarma’nın desteği ile Şizofreni Hastaları İçin Ankara’da Bir Kafe Açıldı.

Şizofreni Dernekleri Federasyonu ve Biofarma desteğiyle şizofreni hastalarını topluma kazandırmak ve onlara iş imkanı sağlamak amacıyla açılan Mavi At Kafe Kafe, Ankara’da hizmet vermeye başladı. Mekanın açılışına, Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, hasta yakınları, Şizofreni Dernekleri Federasyonu yönetim kurulu üyeleri, CHP milletvekili Nur Serter gibi birçok isim katıldı.

 

Çalışmak, bireyin içinde yaşadığı topluma ait olma hissini, üretkenliğini ve özgüvenini sağlayan bir eylemdir. Şizofreni ile birlikte yaşayan birey, çeşitli düzeylerde düzelme veya iyileşme gösterirken toplumla bağ kurmaya ve gündelik yaşamdaki düzene ayak uydurmaya ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyacın giderilmesi tedavinin gidişi açısından çok önemli oluyor. İşte bu nedenle, Biofarma ve Şizofreni Dernekleri Federasyonu, şizofreni hastalarını toplumla bütünleştirmek ve tedaviyi desteklemek amacıyla bir kafe açtı. Kafenin geliri ile hastalara maaş ödenirken aynı zamanda Şizofreni Dernekleri Federasyon’una da kaynak oluşturuluyor…

 

ÇOCUKLARIMIZIN BAŞARISI İÇİN

11 Haziran 2009

“LÜTFEN GÜRÜLTÜ YAPMAYIN..!”
 
Tanık, gençlerin geleceği için sınav öncesi herkesi duyarlı olmaya davet etti.
 

Ankara- Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, üniversite sınavına girecek olan gençlere başarılar dilerken, cumartesi gecesi ve pazar günü sınav bitene kadar sessizlik çağrısında bulundu.

Bu hafta sonu yapılacak ÖSS sınavları sırasında ortaya çıkabilecek çevre gürültüsünü engellemek için çağrıda bulunan Tanık; “Gençlerimizin önlerine koydukları üniversite hedefi için yıllardır çalıştıklarını düşünürsek onların uykularını bölmemek ve sınavda dikkatlerini dağıtmamak için bizler de üzerimize düşeni yapmalıyız. Yoğun bir çalışma sürecinin sonunda girilen birkaç saatlik sınavın iyi geçmesi ve harcanan büyük emeğin ve zamanın kaybolmaması için herkesten duyarlılık bekliyoruz” dedi.

Çankaya Belediye Meclisi tarafından önceki yıllarda alınmış olan sınav öncesi sessizlik kararının bu dönemde de geçerli olduğunu ifade eden Tanık, sınav esnasında çevre gürültüsünden rahatsızlığın önlenmesi amacıyla okullara yakın alanlardaki inşaat vb. çalışmalar ile müzik yayınlarının yasaklanması, uymayanlara caydırıcı cezaların uygulanmasını içeren kararın geçmişte oybirliğiyle alındığını hatırlattı.

Cumartesi gecesi etkin bir şekilde çalışma yapacak olan Çankaya Belediyesi Gürültüyle Mücadele Ekipleri, ertesi günü görevi tüm okulların çevresinde sessizliği sağlayacak olan zabıta ekiplerine bırakacak.

YIL SONU SERGİSİ AÇILDI

9 Haziran 2009

Kıbrıs Türk Kültür Derneği’nin, Yunus Emre Anadolu Kız Meslek Lisesi ve Meslek Lisesi ile ortaklaşa düzenlediği 2008-2009 öğretim yılı el beceri kursları sona ermiştir. Yıl sonu nedeniyle düzenlenen sergi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Namık Korhan, Müsteşar Hüsnü Duba, dernek üyeleri ve konukların katılımı ile açıldı.
 Serginin açılışında konuşan Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Başkanı Ahmet Göksan Kıbrıs’ta yaşanan güncel gelişmelere de değinmiştir. Genel Başkan Göksan’ın konuşmasının geniş bir özetini sunuyoruz.
          
  Sevgili konuklar, Sevgili Üyelerimiz,

 “Yunus Emre Anadolu Kız Meslek Lisesi ve Kız Meslek Lisesi ile birlikte gerçekleştirdiğimiz el beceri kurslarının 2008  -  2009 dönemi sona ermiştir. Bir öğretim yılı boyunca kurslara katılan hanımlar geçtiğimiz dönemlerde de olduğu gibi hünerlerini ve becerilerini ortaya koydular.
Hanımların büyük bir özveri ile yaptıkları eserlerini sergilemekte bizlere düşmektedir. Zamanınızı ayırarak bu güzel açılışa katıldığınız için sizlere şahsım, yönetim ve denetim kurulu üyesi arkadaşlarım adına selamlamak ve teşekkür etmek istiyorum.
Yine bu dönem içinde görevlerini özveri ile yapan öğretmenlerimize ve okul yönetimine de teşekkür etmeyi yerine getirilmesi gereken bir görev olarak aldığımı söylemek istiyorum.
Yuvayı yapan dişi kuşlar gibi öğrenmek aşkı ile kurslarımıza katılan hanımlara da teşekkürlerimizi ve sevgilerimizi sunuyoruz. Onların yaptıkları çalışmalar sonrasında bu sergiyi açtığımızın da bilinmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum.  
Sizlerin bir öğretim yılı boyunca, olanaksız gibi görünenleri başarmanın huzuru içinde olduğunuza da inanıyorum. Konuklarımız da sizlerin bu sevincine ortak olabilmek için katıldıklarını da bilmeniz gerekiyor.
Kıbrıs Türk Kültür Derneği, siyasi amaçlı bir kuruluş değildir. Kültürel etkinlikler yapmak amacı ile kurulduğunu da anımsatmak istiyoruz. Bir ülkenin veya toplumun kültürünü yaşatmanın da bir siyasi hareketi gerektirdiğinin de bilincindeyiz. Bu nedenle kültür ile siyaseti bir birinden ayırmak olanaksızdır.
Dernek, kurulduğu 1948 yılından günümüze dek, Kıbrıs Türk kültürünün yaşatılması için unutulmaz katkılar yapmıştır. Kültürün yaşayabilmesi için adada bir Türk varlığının da olması gerekiyordu.
Yeri ve zamanı geldiğinde yönetici olan büyüklerimiz sorumluluklarının bilincinde olarak gereğini büyük bir onurla yerine getirmişlerdir. Onları da en içten sevgi ve saygı ile anmak istiyoruz.
Günümüzde de adada çözüm ve barış adına görüşmeler yapılmaktadır. Bu görüşmelerde siyasi konular öncelikli olarak ele alınmaktadır. Toprak konusu ise görmezden geliniyor. Toprak konusunun birincil önceliğe sahip olduğunun altını kalın çizgilerle çiziyoruz.
Toprağınız yoksa kültürünüzü de yaşatma şansının hiçbir ulusa, kişiye ve topluluğa verilmediği de biliniyor. Tarihsel süreçte toprağı olmadan ayakta kalmış hiçbir ulusun ve topluluğun olmadığının da unutulmaması gerekiyor.
Geldiğimiz noktada, toprak konusunun öncelikle çözülmesi gerektiğini vurgulamak istiyoruz.
Burada yaşamsal önemde gördüğümüz bir hususu da sizlerle paylaşmak istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sınırları Anadolu’nun fidanlarının kanları ile çizilmiştir.    K anla çizilen bu sınırları ortadan kaldırmanın ve bu toprakları geri alabilmenin koşullarını sizlerde çok iyi biliyorsunuz.
Bu nedenle görüşmelerle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak isteyenlere hoş görü ile bakmayacağımızın bilinmesi gerekiyor.
 Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunuyorum.
SEVGİ ile kalınız…”dedi.

El emeği göz nuru olan eserler katılımcıların beğenisini kazandı. Açık kaldığı sürede sergi ziyaretçi akımına uğradı.
        
         

 

EVLİLİK KRİZ TANIMIYOR

9 Haziran 2009

Evlilik Türkiye’de kriz tanımıyor

Çankaya’da yılbaşından bu yana 2 bini aşkın kişi dünya evine girdi.

Ankara- Tüm dünyayı etkisi altına alan küresel mali kriz, Türkiye’deki evlenme oranlarında herhangi bir düşüş yaratmadı.

Çankaya Belediyesi Evlendirme Birimi verilerine göre geçen sene Ocak ile Haziran ayları arasında gerçekleşen evlilik  sayısı 2 bin 403 iken yaşanan ekonomik krizin kendini iyice hissettirdiği 2009 Ocak ve Haziran arasında gerçekleşen evlilik sayısı ise 2 bin 450 oldu. Kriz, evlenmek isteyen çiftleri “teğet geçmiş” oldu.

Çankaya Belediyesi yetkilileri, ekonomik krizin evlenme sayısında bir düşüş yaratmadığına işaret ederek, Ramazan ayının yaklaşmasından kaynaklı evliliklerin daha çok Haziran ve Temmuz ayında yoğunlaştığına dikkat çekti. Ayrıca okulların tatile girmesi de evliliklerin artmasına neden olan etkenlerden biri olarak gösterildi. Çankaya Belediyesi Evlendirme Birimi yetkilileri, evlilik sürecinde bazı dikkat çekici olayların da yaşandığına da işaret ettiler. Çiftlerin dünya evine girmesinin ardından, bazı bayanların kendi soyadlarını kullanmak istemesinin çiftler arasında sorunlara neden olduğunu kaydeden yetkililer, “Bayanlar kendi soyadlarını kullanmak isterken erkekler ise soyadlarını bayanların soyadının arkasına takılmasını sorun edebiliyorlar” diye konuştular.

Öte yandan yetkililer krize rağmen artan evliliklerin yanı sıra, Çankaya Belediyesi’nin “Evlilik Öncesi Eğitim Programı”na da katılımlarının çoğaldığını kaydettiler.

 

« ÖncekiSonraki »