Vatandaşa MAKARNA, yöneticilere VİLLA
25 Haziran 2009
ANKARA-CHP Çankaya İlçe Gençlik Kolları’nın düzenlediği söyleşide Kemal Kılıçdaroğlu’nu dinlemek isteyenler arasında izdiham yaşandı.
Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleştirilen ve CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, CHP Çankaya İlçe Başkanı Gökalp Cudi Çalışkan’ın da dinleyici olarak katıldığı söyleşiyi dinlemek üzere gelen çok sayıda kişinin salon dışında kalması kısa süreli bir izdihama neden oldu. Görevliler Kemal Kılıçdaroğlu’nun sesini salon dışına vererek sorunu çözdü. Gördüğü yoğun ilgiden oldukça memnun olan Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye gündemine ilişkin konulara değinerek yazılı belgelerden zaman zaman alıntılar yaptı.. Eleştirilerinin merkezine Adalet ve Kalkınma Partisi ile Başbakan Erdoğan’ı alan Kılıçdaroğlu, son günlerde kamuoyunu meşgul eden ve başbakan Erdoğan’ın suç duyurusunda bulunduğu belgeye değinerek “Eğer Sayın başbakan önemli bir şey yapmak istiyorsa o belgeleri belli gazetelere, yandaş medyaya servis edenlerin kimler olduğundan başlamalı. Kim bunlar? Ha bu işin ucu Amerika’ya uzanır mı? Orada biliyorsunuz bir lider var. O da bunların adamı. Eğer ona kadar ve onun yandaşlarına kadar uzanıyorsa Sayın Başbakan’dan bunları da ortaya çıkarmasını bekliyoruz. O zaman biz anlarız ki Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıdır. Aksi halde Sayın Başbakanın Başbakanlığı tartışma konusu olur” dedi.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’i de eleştiren Kılıçdaroğlu, Ankaralıların harcanan paraların nerelere harcandığını sorması gerektiğini söyledi. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin geniş halk yığınlarının yoksulluğunu özellikle istediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, yoksul bırakılan bu geniş yığınlara seçim dönemlerinde makarna dağıtılarak oy toplandığına dikkat çekti. Kılıçdaroğlu, “Herkesin ödediği vergilerle dağıtılan ve adına yardım denen bu haksız uygulamada her ne hikmetse benim vatandaşıma makarna düşerken onlara villa düşüyor” dedi.
Sahi, Sayın Başbakan, siz neden dertlisiniz?
15 Haziran 2009
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanması isteğimi bilgilerinize sunarım.
Saygılarımla. 15 Haziran 2009
Süleyman Yağız
DSP İstanbul Milletvekili
Bir televizyon programında soruları yanıtlarken, “Diyorlar ki, Başbakan sinirli… Dertliyim ben dertli, sinirli değil” dediniz.
Bu bağlamda sormak istiyorum:
1-Geçim sıkıntısı çektiğiniz için mi dertlisiniz?
2-Çoluk çocuğunuz için ekmek parası bile bulamadığınız için mi dertlisiniz?
3-Ürününüz tarlada kaldığı veya zar zor topladığınız ürününüzü hak ettiği fiyata satamadığınız için mi dertlisiniz?
4-Aybaşını getiremeyecek kadar kazandığınız ya da işsizlik yüzünden hiçbir gelir elde edemediğiniz için mi dertlisiniz?
5-Yıllarca çalışıp emekli olduktan sonra başınızı sokacak bir yuvanız bile olmadığı için mi dertlisiniz?
6-Size göre teğet geçen, içinde yaşayanlara göre ise hançer gibi yarıp geçen ekonomik kriz yüzünden işinizden atıldığınız için mi dertlisiniz?
7-Yine ekonomik kriz yüzünden üretim yapamadığınız, ürettiğiniz hâlde satamadığınız, yeni istihdam yaratamadığınız veya işyerinizi kapatmak zorunda kaldığınız için mi dertlisiniz?
8-Oğlunuzun gemisi, pardon gemiciği -Allah korusun- battığı için mi dertlisiniz?
9-Vadesi geldiği hâlde çeklerinizi, senetlerinizi ödeyemez duruma gelip de –yine Allah korusun- intihar etmeyi düşündüğünüz için mi dertlisiniz?
10- Ev ya da dükkân kiranızı ödeyemediğiniz için mi dertlisiniz?
11- Kredi alma sıkıntısı yaşadığınız için mi dertlisiniz?
12- Taksitlerinizi ödemede zorlandığınız, zaman zaman taksit atlatmak zorunda kaldığınız için mi dertlisiniz?
13- Kredi kartınızın dönem borcu yerine sadece “asgari ödeme miktarı”nı ödediğiniz veya bütünüyle ödeyemez duruma geldiğiniz için mi dertlisiniz?
14- Vitrinlere bakıp bakıp hiçbir şey alamadığınız için mi dertlisiniz?
15- Eleştirilere tahammül edemediğiniz için mi dertlisiniz?
16- Eleştirilerine tahammül edemediğiniz kişiler hakkında tazminat davası açtığınız için mi dertlisiniz?
17- “Ananı da al git gibi” ifadelerle halkı azarlamanıza karşın üst üste seçim kazandığınız için mi dertlisiniz?
18- Hastane kapısında bekletildiğiniz veya hastane hastane dolaştırıldığınız için mi dertlisiniz?
19- Partinizin kısaltılmış adı için AKP diyenleri “edep dışı” davranmakla suçlamanıza karşın, çoğunluğun, -TDK’nın kısaltma kurallarına sadık kalarak ve dolayısıyla haklı olarak- AKP demede ısrar etmesinden mi dertlisiniz?
20- Hukuk dışı olarak telefonlarınız dinlendiği için mi dertlisiniz?
21- “Demokrasi, insan hakları, hak, hukuk” derken ülkemizin neredeyse bir polis devleti hâline getirilmesinden mi dertlisiniz?
22- Bir sabah vakti eviniz basılarak en temel insan haklarına bile aykırı biçimde alınıp götürüldüğünüz için mi dertlisiniz? Bu sırada sapla samanın birbirine karıştırılmasından mı dertlisiniz?
23- Ülkemizin güvenilirliğini yitirmiş, icraatı tartışmalı bir iktidar tarafından yönetilmesinden mi dertlisiniz?
24- Beğenmediğiniz için okunmaması çağrısı yaptığınız gazetelerin hâlâ okunuyor olmasından da mı dertlisiniz?
25- Kendinizi bu tür dertlerden korumak ve kurtarmak için önlem alamamanın sıkıntısını yaşadığınız için mi dertlisiniz?
Baykal’dan Yenimahalle çıkartması
11 Haziran 2009
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP’nin Yenimahalle’de güzel işler yapacağını söyledi. Baykal, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkan Yardımcıları Yılmaz Ateş, Onur Öymen, Bihlun Tamaylıgil, CHP Genel Saymanı Mustafa Özyürek, milletvekilleri ve MYK üyeleriyle Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ı ziyaret etti. Yaşar’ı makamında ziyaret eden Baykal, daha sonra belediye bahçesine geçerek, belediye çalışanları ve Yenimahallelilerle buluştu. Baykal burada vatandaşlara seslendi.
Yenimahalle’yi bir daha kaybetmeyeceğiz
Yenimahalle Belediye Başkanlığı’nı 29 Mart seçimlerinde CHP’nin kazanmış olmasından büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getiren Baykal, partilerine oy veren Yenimahallelilere teşekkür etti. Baykal, “CHP ve Yaşar Yenimahalle’de çok güzel hizmetler yapacak. CHP Ankara’daki oylarını artırdığı önemli yerlerden biri de Yenimahalle. Yenimahallelilere teşekkür ediyorum” dedi.
Yaşar, hızlı ve başarılı başladı
CHP’nin bir sonraki seçimlerde diğer metropol ilçeleri de alarak başarılı hizmetleri Ankaralılara sunacağını belirten Baykal, “Değerli Belediye Başkanımız Fethi Yaşar hızlı başladı ve ne kadar başarılı olduğunu tüm halkımız görüyor. Bundan sonra da aynı başarıları bekliyoruz” diye konuştu.
Halkımız için çalışıyoruz
Yenimahalle’ye aday gösterilmesinin kendisi için mutluluk verici olduğunu söyleyen Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, “Sayın Genel Başkanımız bizleri yerel yönetim için aday gösterdi. Bunun için sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Bize güvendiğini daha başında belli etti. Bizlerde kazandık ve halkımız için çalışıyoruz. İnandığımız her şeyi sonuna kadar savunuyoruz. Bizler çalışmaya geldik, eğer çalışmazsak Yenimahallelilerin güvenini sarsmış oluruz. Türkiye’ deki kaynak kullanımındaki israfı Yenimahalle’den başlayarak sona erdireceğiz. Dileğimiz tüm yurda yayılmasıdır” dedi.
Baykal ve Yaşar daha sonra halkı selamladılar.
YENİ DÜNYA DÜZENİ…
23 Mayıs 2009
ABD siyasal tarihinde, ülkenin geleneksel ‘emperyalist’ siyasetini yadsıyan tek Devlet Başkanı Roosevelt’tir.1929 yılında çıkan ve dünyanın dört tarafını etkileyen genel ekonomik bunalım sonrası işbaşına gelen Roosevelt, sorunu başarıyla atlatan yöntemler uygulamıştır. O süreçte ABD’den çok uzakta bir başka ülke, yine kendisine özgü önlem ve uygulamalarla krizin dışında kalabilmiştir. O ülke; halkçı-devletçi ekonomik toplumcu modele sahip Türkiye’dir. Türkiye’nin ekonomik büyüme hızı,1930’larda; % 9’dur.
Roosevelt, ABD tarihinde 3 dönem Başkanlık sorumluluğu taşımış tek kişidir. Kapitalizme dayalı bir ülkede, ayağı felçli ama aklı toplumcu nosyonla pırıldayan lider; “New Deal”(Yeni Dalga) adı verilen bir sosyal ve ekonomik çizgiyle ülke halkına nefes aldırmıştır. Gerçi başta ABD Federal Yüksek Mahkemesi olmak üzere pek çok bağnaz kurum ve kişilerin, Roosevelt’e;“Solcu, komünist” damgası vurmalarına karşın, “Sosyal Devlet” politikaları, kararlılıkla yürütülmüştür. ABD tarihinde sömürgen yayılmacılığı devlet tutumu olmaktan kurtaran Roosevelt, belleklerde saygıyla korunmaktadır.Ama Roosevelt sonrası,Truman’la başlayan ve ; Johnson,Reagan,Bush gibi ardılların öngörüsüz ve çılgın kapitalist yöntemlerine tutsak olan ABD politikaları,dünya kamuoyunun tepkisini çekmiştir.
“Yeni Dünya Düzeni” özellikle 1980’li yıllarda atak yapmıştır. Kızılderililerin katledildiklerini yansıtan filmlerle ün yapan artist Ronald Reagan ABD’nin, “Falkland adalarını” gasp eden “Demir Lady” unvanlı Margeret Teatcher Britanya’nın başındayken yaşama geçirilen “Yeni Dünya Düzeni”, dünyanın çivisini çıkarmıştır. Toplumcu değerleri tanımayan “Çok Uluslu Şirketlere” arka çıkarak, zümresel zenginleşmenin yolunu açan “monoterist” sistem yönetimleri ,insanlığa acılar çektirmiştir. Sistemi uygulamakta her çare düşünülmüş, göz kırpılmadan güya; “özgür dünya” adına dış müdahalelerle nemalanma yolları araştırılmıştır. Bush ve Blair ikilisi, eskilerini aratmayan uğraşlarla “Globalleşme” stratejisini arttırarak, Ortadoğu’yu kana boyamışlardır. Atatürk’ü unutan Türkiye;“24 Ocak” kararları çerçevesinde ve kopyalama yoluyla bu gidişe aynen katılmıştır.
ABD kaynaklı “Mortgage” adı verilen ekonomik bunalım en acımasız liberal beyinlerde bile, devlet müdahalesi gerçeğini anımsatmıştır. Çünkü,“Çok Uluslu Şirketler” dünya ölçütünde yanmaya ve halkları yakmaya başlamışlardır.Devlet yönetimlerince,İktisatçı Keynes’in sosyal açılımlı ekonomik disiplinine zorunlu başvuru,cankurtaran olmuştur.
ABD, Roosevelt’in uygulamalarına dönme peşindedir. “Sosyal Devlet” ekolü, genel planlamadır.Vahşi kapitalizm, iflastadır.Türkiye, gelişmelerden ders çıkararak,1930’lardaki başarılı “Kemalist” modele , günümüzün gelişmeleri ışığında ciddiyetle göz atmalıdır.
BERGAMA ALTIN İŞLETMESİNDE DEĞİŞEN HİÇBİR ŞEY YOK
23 Mayıs 2009
BİLİMİ VE HUKUKU SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ
İzmir ili Bergama ilçesi Ovacık - Çamköy - Narlıca köyleri sınırları içinde Altın ve Gümüş Madeni İşletmesi için Koza Altın İşletmeleri A.Ş lehine tesis edilen 18/02/2009 tarihli ÇED Olumlu işleminin yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Çevre ve Orman Bakanlığı aleyhine aşağıda imzası bulunan bizler tarafından 20 Nisan 2009 tarihinde (bugün) İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığı’nda dava açılmıştır.
Bergama-Ovacık-Çamköy mevkiinde bulunan siyanür liçi yöntemi ile çalışan altın madeninin işletilmesine ilişkin idari işlemler Mahkemelerce defalarca iptal edilmiş, AİHM tarafından AİHS’nin ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Son olarak, ÇED Yönetmeliği’nin geçici 6. maddesi çerçevesinde hazırlanmış Nihai Çevresel Durum Değerlendirme Raporu uygun görülerek yeniden ÇED Olumlu görüşü ile faaliyetine devam eden işletmeyle ilgili Danıştay bir karar daha vermiştir. Danıştay 6.Dairesi’nin Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği’nin geçici 6.maddesini iptal eden kararında yönetmeliğin ilgili maddesinin Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliği’nin amacına uymadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Danıştay kararı, maden işletmesinin faaliyetinin ÇED sürecinden muaf olarak yürütüldüğünü bir kez daha tescil etmiştir.
Danıştay 6.Dairesi, ÇED Yönetmeliği’nin Geçici 6.maddesi hakkında Yürütmeyi Durdurma kararı verdikten sonra Koza Altın İşletmesi’ne verilen Nihai Çevresel Durum Raporu ile ilgili ÇED Olumlu Görüşü hakkında açılan 2008/6795 Esas sayılı davada da 03/11/2008 tarihinde Yürütmeyi Durdurma kararı vermiştir.
Bergama-Ovacık Altın Madeni ile ilgili geçmiş hukuksal süreç özetlenerek verilen kararda, bir kez daha mahkemeler maden işletmesinin faaliyetini hukuka aykırı bulmuştur. Bunun üzerine Çevre ve Orman Bakanlığı bir yandan işletmenin kapatılması için yazışmalar yaparken diğer taraftan KOZA Altın Şirketi’ne ikinci kez ÇED olumlu görüşü vermiş ve yargı kararından sonra durdurulan faaliyetin yeniden başlamasını sağlamıştır. Kazanılan onlarca yargı kararına rağmen, Bergama Ovacık Altın Madeni faaliyetlerine her türlü hukuksuzluğu göze alarak ve yargı kararlarını çiğneyerek yeniden başlamıştır.
Çevre ve Orman Bakanlığı, dava konusu işlem ile yargı kararlarını yok sayarak, işletmeci firmanın karını kamu yararından üstün gören, maden işletmesine süresiz olarak her türlü hukuksal denetimden muaf olarak faaliyette bulunma olanağı yaratan, hiçbir hukuk devletinde kabul edilemeyecek bir idari tasarrufta bulunmuştur. 2004 yılında sunulan Nihai Çevresel Durum Değerlendirme Raporu’nun iptal edilmesi üzerine, bu defa birkaç ek yapılıp adı “ÇED Raporu” olarak değiştirilen aynı rapora “ÇED Olumlu” görüşü verilmiştir. ÇED Raporu tamamen eski, güncelliğini yitirmiş, yargı kararlarıyla açıkça aykırılığı kanıtlanmış konuların ortadan kaldırıldığına dair yeni rapora eklenen birkaç yeni sözden ve uzatılan taahhüt süresinden başka hiçbir inandırıcı ve ikna edici veri içermemektedir.
Özetle; Danıştay 6. Dairesi’nin 1997 yılındaki örnek kararında belirtildiği gibi; “…İşletmecinin iyi niyeti, önlemlerin titizce denetlenmesi gibi kavramlara bağlı kalınarak, yapılacak faaliyet sonucunda elde edilecek ekonomik değerin, doğada ve doğrudan veya dolaylı olarak insan yaşamı üzerindeki risk faktörünün gerçekleşmesi halinde kamu yararının öncelikle insan yaşamı lehine değerlendirilmesi doğaldır. (…)doğrudan veya çevrenin bozulması ile dolaylı olarak insan yaşamını etkileyeceği kesin olan siyanür liç yöntemi ile altın madeni işletilmesine izin verilmesi yolundaki dava konusu işlemde kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır…” gerekçesi hala devam etmekte olup değişen hiçbir şey yoktur.
Bu karardan sonra yapılan işlemlerin tamamı mahkeme kararının arkasından dolanma işlemleridir. Çünkü aynı yerde aynı yöntemle, siyanür liçi yöntemiyle maden/kimya tesisi işletilmektedir.
Değişen hiçbir şey bulunmadığı için Koza Altın İşletmeleri A.Ş lehine tesis edilen 18/02/2009 tarihli ÇED Olumlu işleminin yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemi ile yeniden dava açmış bulunuyoruz.
Diğer taraftan; Bu noktada hazırlanan ÇED Raporu’na olumlu görüş veren Çevre ve Orman Bakanlığı;
– Yargı kararlarını yok sayarak tarafsızlığını yitirmiş ve hukuka aykırı işlem yapmıştır.
– İşletmeci firmanın karını kamu yararından üstün gören, maden işletmesine süresiz olarak her türlü hukuksal denetimden muaf olarak faaliyette bulunma olanağı yaratan, hiçbir hukuk devletinde kabul edilemeyecek bir idari tasarrufta bulunmuştur.
– Yarattığı tahribatı rehabilite etmesi gereken Ovacık Altın Madenine ne amaçla yürütüleceği belli olmayan bir faaliyete izin vermiştir.
– ÇED sürecinde 14 Ocak 2009 tarihinde söz konusu faaliyetten doğrudan etkilenecek halkın bir araya geldiği “gerçek halkın katılım toplantısı”nda dile getirilen talepleri göz ardı etmiştir.
– İmar planları ve yapı kullanma belgeleri, Mahkeme kararı uyarınca Valilik tarafından iptal edilen ve dolayısıyla imara uygun olmayan bir faaliyete izin vermiştir.
- 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun kapsamında sunulması gereken Toprak Koruma Projesi ve İl Toprak Koruma Kurulu olumlu görüşü olmadan işlem yapmıştır.
– Anayasa, Çevre Kanunu ve Bakanlık tarafından yürütülen diğer ilgili yönetmelik (Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği vb.) hükümlerine uymamıştır.
Bizler; çevre ve halk sağlığını, bilimi hiçe sayan, hukukun üstünlüğünü tanımayan siyasi iktidarlara ve idarecilere karşı mücadele etmeye ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımızı savunmaya devam edeceğimizi, bilim ve hukuk tanımaz politikalara bir kez daha izin vermeyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası
TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası
TMMOB Peyzaj Mimarları Odası
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
DİSK-Dev.Maden-Sen
Çağdaş Hukukçular Derneği
EGEÇEP (Ege Çevre ve Kültür Platformu) Derneği,
Kozak Yaylası Doğal Çevre Kültür Ve Turizm Derneği
Karaveliler Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Hisarköy Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Ayvatlar Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Yukarıbey Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Aşağıcuma Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Okçular Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Güneşli Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Hacıhamzalar Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Yukarıcuma Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Çamavlu Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Kaplan Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Demircidere Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Terzihaliller Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Aşağıbey Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Kıranlı Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Bağyüzü Köyü Muhtarlığı, AYVALIK/BALIKESİR
Göbeller Köyü Muhtarlığı, BERGAMA/İZMİR
Başbakan R. Tayip Erdoğan’a açık mektubumdur!
13 Mart 2009
Sayın Başbakanım,
Yaşadıklarımı ve içinde bulunduğumuz durumu size aktarmak için daha doğru bir yol bulamadım. Çünkü Türkiye nüfusunu 75 milyon diye ele alırsak size ulaşma şansım 75 milyonda 1 oluyor. Umarım bu sütunlardan size yakın birileri bu mektubu okur ve size iletir.
Küçük yaşımdan beri kendi işini kendi yapan, sorunlarının üstesinden kendi başına gelmeye çalışan bir bayan olarak 46 yaşına kadar yaşadığım olumsuzlukları anlatarak vaktinizi alamam. Bu yaşa kadar yaşadığım bütün bu olumsuzluklara rağmen ileriye hep umutla bakan biri olduğum için pek çok zorluğun üstesinden geldim. Ama ne zaman çok şükür rahat edeceğim derken yine baştan başlamak zorunda kaldım. Mazbut bir aile yaşantısından geliyorum. Ailemde her türlü görüşe sahip ve çeşitli etnik kökenden bireyler var. Yani bir çeşit Türkiye mozaği teşkil ediyor ailem. . Gerek ailemden aldığım eğitim, gerekse ilkokul, orta ve lise öğrenimlerinden edindiğim terbiye ve idealist yapımdan dolayı hiçbir zaman paraya kıymet vermedim. Benim için ülkem söz konusu olduğunda milli duygular, bireysel düşünürsek de onurlu dik duruş önce gelir. Zaten böyle olmasaydı şimdiye çoktan bende farklı bir yerde olurdum. Fanatik bir görüşe de sahip değilim. Eğer amaç yaşadığımız dünyayı daha güzel kılmaksa, torunlarımıza güzel bir gelecek bırakmaksa güzel yapılan her işi alkışlarım. Ama ülkem adına ve dünya adına bir şeyler yanlış yapılıyor ve de yaşam zorlaştırılıyorsa onu da eleştirmek en doğal hakkım.
Biliyorum eleştirilere pek hoş görülü bakmıyorsunuz. Ama hepimiz insanız. Hepimiz hata yapabiliriz. Ben karakterim gereği çok empati yaparım. Olumlu veya olumsuz bir olayda kendimi karşımdakinin yerine koyar, “ben olsaydım ne yapardım “ diye çok düşünürüm. Lise mezunuyum. Fazla tahsil yapamadım. Ama yüksek tahsil yapıp da sizin de gözleri var görmeyen, kulakları var duymayan diye tabir ettiğiniz bireylerden biri değilim. Ülkemde ve dünyada olan bitenleri yakından izliyorum. Her ne kadar sizinle aynı dünya görüşünü paylaşmasam da yapılan iyi bir çalışma gördüğümde ülkemin başbakanıyla gurur duyabilecek kadar da hazımlıyım ve aldığım terbiye bunu gerektirir.
Yaklaşık son altı aydır ülkenin içine düştüğü duruma baktığımda dehşete düşüyorum.
Çünkü daha önce yaşadığım olumsuzluklardan hep kendimi suçlayarak bireysel olarak yaptığım aptallıklara kızarak defalarca çabalarımla ayağa kalktım. Ama bu gün baktığımda geldiğim noktada yaşadığım olumsuzlukları bireysel olarak çözmem mümkün değil. Artık Türkiye’de adına global kriz, ya da dünya krizi ne derseniz deyin gelinen nokta kitlesel bir durum ve bu durumda hatayı yöneticilerimizde aramamız gayet normal bir davranış. Zincirleme birbirine bağlı olarak aksayan işler ve bunun neticesinde ortaya çıkan özel hayatlardaki çözülemeyen sorunlar. Son altı ayda kaç kişinin gururuna yenik düşüp intihar ettiğini biliyor musunuz. Ya da kaç ailenin boşanmak üzere adliyelere akın ettiğini. Veya kaç çocuğun anne baba geçimsizliği, yokluk nedeniyle psikolojik sorunlarla karşı karşıya kaldığını ve ileriki yaşamlarına hırsız, kapkaçcı, dolandırıcı ve de fuhuş sektörü için potansiyel olabileceğini hiç düşündünüz mü. Şimdi tüm sorunları unutup kendinizi kazanmaya endekslediniz. Oradan oraya tüm ülkeyi dolaşarak miting meydanlarında insanları size oy vermeye davet ediyorsunuz. Ama hiç düşündünüz mü o meydanlarda gelip size alkış tutan kara kaderli ülkemin kara yazgılı insanlarının ne durumda ne sıkıntı yaşadığını. Ne güzel söylüyorsunuz Aşık Mahsuni’nin “ Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana “ dörtlüğünü. Sanki siz muhalafetmişiniz de ülkeyi bu hale getiren iktidara ithaf ederek.
Peki sayın başbakanım siz hiç empati yaptınız mı. Gerçekten yiğit kuru soğana muhtaçsa bunun sorumlusu altı yıldır iktidar da olan siz misiniz, yoksa sizin kadar becerikli olmayan bizler, yani vatandaşlar mı. Cevabınızı duyuyor gibiyim. “ Global kriz, Türkiye en az etkilenen ülkelerden biri olacak. Hamdolsun bizi teğet geçecek “ diyor gibisiniz. Geçecek sayın başbakanım geçecek elbette. Ama teğet değil, delip geçecek. Arkasında onlarca ölü, henüz daha kriz başlamadığını ifade eden yetkililerin açıklamasına göre 50 bin civarında işsiz, geleceğinden endişeli, yarınının ne olacağını düşünmek bile istemeyip günlük yaşayan binlerce genç ve de ekmek bulamayan ama sizin verdiğiniz sadakalara da onuru yüzünden tenezzül etmeyen binlerce çocuk, kadın, evine bir ekmek götürememenin ezikliğini yaşayan bu yüzden utançla evine giremeyen babalar bırakarak geçecek. Bütün bunların vebalinden de sizin yönettiğiniz hükümet sorumlu olacak. İleride sizin torunlarınız da tarihin kara sayfalarına baktıklarında ufku dar basiretsiz yöneticiler yüzünden geleceklerinin nasıl karartıldığına şahit olacaklar. Çünkü eğer önlem alınmazsa gelecekte aile merhumu ortadan kalkmış, dinleri imanları paraya endekslenmiş, milli duygulardan uzak, örf ve ananelerini unutan yaşamak için ezmenin hakim kılındığı, büyük balık küçük balığı yutar, düşüncesi hakim olan bir nesil yetişiyor. Gençler arasında hızla “ Dürüst çalışıp ta ne olacak, dürüstlükle bir yere varılmaz. Yemek lazım “ görüşü yaygınlaşıyor. Haberiniz ola.
Daha söyleyecek çok söz var ama hem başınızı ağrıtmamak hem de haddimi aşmamak için sizi, önce olup biteni doğrularıyla görüp mizan terazisinde herkesin hakkını verecek olan Yüce Allah’a daha sonra sağduyulu Türk seçmenine havale ediyorum.
Saygılarımla
Güldünya
“ANANI AL GİT” DEMİYORUZ! ANANI DA AL 29 MART SABAHI SANDIĞA GİT!
12 Mart 2009
DOĞAN BAYRAK/ÖZEL
Seçime 18 gün kala sabah saatlerinde KIZILAY dan Ankara gezisine başlayan C.H.P. Genel Başkanı Deniz BAYKAL’a , CHP GenelSekreteri Önder Sav, Ankara Milletvekilleri , İl ve İlçe Başkanları , Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Murat KARAYALÇIN , Altındağ Belediye Başkanı Ümit BUĞDAYCI katıldı.Talatpaşa Bulvarı’nda CHP Mamak Belediye Başkan Adayı Veli Gündüz ŞAHİN tarafından karşılanan Baykal ve beraberindekiler, Sıhhiye , Ulus , Talatpaşa Bulvarını izleyerek Mamak’ı gezdiler halkla konuştular.
C.H.P. konvoyu Mamak Akdere Çeşme durağından geçerken ekonomik krizden etkilenen esnaflar Baykal’ı pankartlarla durdurdu. C.H.P. Genel Başkanı Deniz BAYKAL, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Murat KARAYALÇIN ve Mamak Belediye Başkan Adayı Veli Gündüz ŞAHİN seçim otobüsünden inip esnafın dertlerini dinledi. “Güzel günler yakında. Biz sizler için varız diyen C.H.P. Genel başkanı Deniz BAYKAL ve Başkan adayları Tuzluçayıra girerken yaklaşık altı bin kişilik kalabalık tarafından yoğun bir ilgiyle karşılandılar. Deniz BAYKAL’ın vatandaşlara hitabı ‘’Arkadaşlar, kardeşler , bacılar bu bir miting değildir , esas mitingimiz Ankara da en kısa zamanda 21.MART 2009 da büyük bir ihtimalle Tandoğan meydanında olacak’’ dedi. Baykal konuşmasında “vatandaşa ananı da al git demiyoruz,ananı da al 29 mart günü oyunu kullan diyoruz” dedi.
Gezi sırasında Çağ Ankara Gazetesi’ne özel açıklama yapan CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Karayalçın, Bentderesi’nde bulunan çiçekçilerin en büyük sorunu olan su sorunu seçilir-seçilmez gidereceği sözünü verdi. “ dökme suyla değirmen dönmez atasözünü hatırlattı.
Aynı konuyla ilgili olara açıklama yapan Altındağ Belediye Başkan adayı Ümit Buğdaycı da çiçekçilere yaptığı açıklamada her türlü sorunlarını çözeceği sözünü verdi.

1. ODTÜ ULUSLARARASI ÇAĞDAŞ DANS GÜNLERİ
10 Mart 2009
11-12-13-14 MART 2009
Organizasyon: ODTÜ Çağdaş Dans Topluluğu
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kültür İşleri Müdürlüğü bünyesinde etkinliklerini sürdüren ODTÜ Çağdaş Dans Topluluğu’nun düzenleyeceği festival, Türkiye’de ve yurtdışında çağdaş dans alanında üretimde bulunan sanatçıların bir araya gelecekleri, ürünlerini ve düşüncelerini paylaşacakları bir ortamın hazırlanmasını amaçlıyor.İlki 1999 yılında gerçekleşen Dans Günleri, onbirinci yılına ulaşacağı 2009 Mart ayında değişim ve etkileşim ve üretim problemleri üzerinden yola çıkarak kurgulanmış koregorafi üretim sürecleri ve özgun tasarimlara yönelik işlerin sunulacağı ve paylaşılacağı bir platform oluşturmayı hedefliyor. Bu noktada Türkiye’deki ve yurtdisindaki genç koreograflarin uretim surecleri ve atolye calismalari dans gunlerinin programinda agırlıkla yer almakta… 11-12-13-14 Mart 2009 tarihleri arasında gerçekleşecek festival, Ankara içi tanıtıma yönelik etkinliklere ev sahipliği yapacak olup, özel ve karma temsiller,önemli isimlerin katılımıyla birlikte ileri seviyeli dans teknik ders ve atölyeleri , film gösterimlerinin yanı sıra, gün içinde ve her akşam temsillerin ardından dans dünyasında tecrübe sahibi önemli isimlerle birlikte gerçekleşecek söyleşilerle de Ankara seyircisinin karşısına çıkmayı planlıyor.
11 MART 2009
Festival,ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde sergi açılışının ardından, ODTÜ Çağdaş Dans Topluluğu karma temsilleriyle başlıyor. Gösteri sonrasında “Türkiye’de Çağdaş Dans Festivalleri ve Çağdaş Dans Alaninda Orgutlenme Modelleri” konulu bir söyleşi gerçekleşecek.
12 MART 2009
“Ses ve Performans Günü” başlığı altında, festivalin ikinci gününde “Yol” isimli koreografisiyle sahne alacak Cansu Ergin,halen Prag’da Duncan Center Devlet Konservatuari’nda cagdas dans egitimini sürdürüyor. Eserinde yaşam boyu yürünen yolların binbir türlü zorluğu içinde, bir gün nefes almak güçleştiğinde, yaşanacak olasılıkları inceliyor.
Ceren Oran, amacı vücudu, sesi zihni mekan içinde zamana bağlı olarak farkındalığını açmak ve geliştirmek olan “Jam Doğaç Atölyesi”’ni vermeyi planlıyor.
Günün başka bir önemli etkinliği de, Mehmet Sander’in katılımıyla “Mehmet Sander Dance Company Repertuarı Video Gösterimi ve Söyleşisi” adı altınca gerçekleşecek.
13 MART 2009
Festival, üçüncü ve dördüncü günlerinde,“Still in progress/ İlerlemekte” temasıyla devam ediyor. Üçüncü günde özellikle, genç koreografların eserlerine yer veriliyor.
Onur Demirbasa, “Recon Heart Struction” adlı gösterisiyle;sonu, sonu hazırlayan süreci ve bu süreçteki sancılı değişimi anlatıyor.
Performans Sanatları Araştırma ve Proje Laboratuarı [laboratuar] ile birlikte çalışmalarına devam eden Gonca Gümüşayak’ın, “Hayalî ve Sureti” isimli solo performansı ise, bir gölge oyunu denemesi niteliğiyle hayali imgelerle gerçeklik arasında kalmış bir çocuğun hikayesi. Modern bir peri masalı ve yeni masal karakterleri yaratmayı amaçlayan bu proje içindeki çocuğu yitirmeyenlere sesleniyor.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Devlet Konservatuarı, Modern Dans Ana Sanat Dalı mezunu Yeşim Coşkun, “Sinor” adlı eseriyle seyirciyle buluşuyor. Eserini, yaşamı zorlaştıran her anlayışın, sınır’ ında yaşayan ve var olma yetisini kaybetmemek için sadece manen değil, fiziksel olarak da yaşamak için soluklanmaya ihtiyaç duyan bir kültüre, bir kadına, bir çocuğa, bir dil’e ve bir topluma ait her şeyi kontrol dışı bir çemberden çıkartma, yok sayma anlayışına karşı, bir durum projesi olarak görüyor.
Bir başka isim, Ceren Oran; festivale “Just Vonce” adlı eseriyle katılıyor. Ceren Oran, müziğiyle ve dansıyla doğaçlama olan bu eserle festivale gelme sebebini, gittikleri her yerde insanların farklı fikirlerini ölçmek ve buna göre değişen performans kalitesini görmek istemek olarak açıklıyor.
Bilge Sürmeli “Bi’TOO”ve İlkay Türkoğlu “Termistör” adlı eserlerle üçüncü günde sahne alacak diğer önemli isimlerden…
14 MART 2009
Festivalin son gününe kadar yapılmış olan tüm atölyeler, son günde önizlemeye alınıyor ve bitmesine yakın, hala yapım aşamsasında olan bir kurgunun süreci inceleniyor. Atölye sunumlarına önceliğin verildiği festivalin son gününde, süreç kavramının ,bu şekilde daha verimli incelenmesi amaçlanıyor. İngiltere’den gelen yenilikçi koreograf ve dansçı Gaby Agis, etkili bir atölye çalışması vermeyi planlıyor. Festival,son gününü, Hırvat grup Badco’nun “Solo Me” isimli gösterisiyle bitiriyor.Birbirinden ayrı olarak gelişmiş iki ayrı solo performans, Solo Me’de aynı anda sergileniyor. İki dansçının ,etraflarında değişimi bulana kadar, koreografik fontlarının farklı olması nedeniyle, süreç de farklılaşıyor ve çeşitleniyor..
Festivalin tüm günlerinde, gösteriler ardından söyleşilere yer verilecek ve gün içinde,Evren Erbatur, Serhat Kural, Mustafa Kaplan, Ayşegül Güryüksel,Irmak Altınbulak gibi deneyim sahibi isimlerle atölye çalışmaları gerçekleşecek. Ayrıca,koreografi yaratım/üretim süreçlerinin farklı disiplinlerin eklemlenişiyle zenginleştiği düşüncesinden yola çıkarak,bu sürecin mühendisvari bir düşünme biçimiyle gözlemlenmesini/ sorgulanmasını amaçlayan Atölye Algoritma, katılımcıların farklı koreografik seçimleri farklı disiplinlerin birlikteliği ile şekillenmeye ve özgün süreç/akış şemaları ve seçimleri doğrultusunda yön bulmaya devam edecek…. (Atölye Algoritma’yla ilgili ayrıntılı bilgi için, ttp://cagdasdansgunleri.blogspot.com)
Biletleri ODTÜ Çarşı ,Kütüphane , ODTÜ KKM’den temin edebilirsiniz.
Festival programındaki olası değişikliklerden haberdar olmak ve ayrıntılı bilgi edinmek için: www.cdt.metu.edu.tr
11. Dans Günleri’nde buluşmak üzere…
ODTÜ 11. ULUSLARARASI ÇAĞDAŞ DANS GÜNLERİ
11-12-13-14 MART 2009
FESTİVAL PROGRAMI
11 MART 2009
ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi (ODTÜ KKM)
Sergi Açılışı…………………………………………………………………17.30
ODTÜ KKM Kemal Kurdaş Salonu
ODTÜ ÇDT Karma Temsilleri…………………………………………….19.00
Söyleşi: Türkiye Çağdaş Dans Performans Örgütleme Modelleri…………20.00
ODTÜ Mezunlar Derneği Vişnelik Tesisi
Açılış Kokteyli……………………………………………………………..22.00
12 MART 2009 “SES VE PERFORMANS GÜNÜ”
ODTÜ Mimarlık Fakültesi Binası
“Jam Session”………………………………………………………………18.00
Akustik Performanslar (Ceren Oran,Cansu Ergin)…………………………19.30
Mehmet Sander Dance Company Repertuarı Video Gösterimi ve Söyleşi
13 MART 2009 “STILL IN PROGRESS / YOUNG CHOREOGRAPHERS”
“İLERLEMEKTE / GENÇ KOREOGRAFLAR”
ODTÜ KKM Kemal Kurdaş Salonu……………………………………………….18.00
Onur Demirbasa “Recon Heart Struction
Bilge Sürmeli “Bi’TOO”
Yeşim Coşkun “Sinor”
Gonca Gümüşayak “Hayalî ve Sureti”
Ceren Oran “Just Vonce”
İlkay Türkoğlu “Termistör”
14 MART 2009 “STILL IN PROGRESS” “IERLEMEKTE”
ODTÜ KKM Kemal Kurdaş Salonu…………………………………………19.00
Festival Atölye Sunumları
Atölye Algoritma “Devam”
Ayşegül Güryüksel “Funkoma”
Gaby Agis
Kapanış Temsili
BADco “Solo Me”………………………………………………………….20.00
ORTADA “GÖKKUŞAĞI” VAR YANDAN GEÇ
16 Şubat 2009
“Gökkuşağı nerde, Kavşağın içinde, paraları aldılar kaldırımı sattılar”
Yeni seçilecek belediye başkanlarına yol gösteriyoruz…
Belediyenin yapamadığını
Biz yapıyoruz…
GÖKKUŞAĞINI MÜHÜRLÜYORUZ…
Tarih: 19 Şubat 2009
Saat:12.30
Yer: Gökkuşağı
Malzemeler: İp, mühür, mendil
“Belediye Yönetimlerinde Saltanata Son”
www.saltanatason.org
http://www.facebook.com/editevent.php?eid=45066659388#/group.php?gid=49900491468
–
Belediye Yönetimlerinde Saltanata Son Kampanyası, Bu şehirde insanca yaşamak istiyorumun ürünüdür…
MAMAK’TA KENTSEL DÖNÜŞÜM SOSYAL YIKIMA DÖNÜŞMEYECEK!
10 Şubat 2009
CHP MAMAK BELEDİYE BAŞKAN ADAYI VELİ GÜNDÜZ ŞAHİN, “MAMAKLIYA BARINMA HAKKINI HAK ETTİĞİ GİBİ VERMEK TEMEL GÖREVİMİZDİR” DEDİ.
-MAMAK’TA KENTSEL DÖNÜŞÜMDEN 14 MAHALLEDE YAKLAŞIK 80 BİN KİŞİ ETKİLENİYOR..
CHP Mamak Belediye Başkan Adayı Veli Gündüz Şahin, Mamak’ta Kentsel Dönüşüm adı altında çözüm yerine sorun üretildiğini kaydederek, “kentsel dönüşüm sosyal yıkıma dönüşmüştür” dedi.
Veli Gündüz Şahin, Mamak’ın en başta gelen sorununun Kentsel Dönüşüm olduğunu vurgulayarak 14 mahallede yaklaşık 80 bin kişinin bu sorunla baş başa kaldığını söyledi.
CHP Belediye Başkan Adayı Şahin konuyla ilgili olarak şu görüşlere yer verdi: “Mamaklıya çağdaş barınma hakkını hak ettiği şekilde vermek temel işlerim arasında olacak. Ayrıca Kentsel dönüşüm çerçevesinde bu bölgelerdeki esnafın durumu belirsizliğe itilmiştir. Esnaflar işsiz güçsüz bırakılmış ve dükkanları yıkılmıştır. Yeni yapılan iş merkezlerinden bu esnafların faydalanması bile düşünülmemiş, büyük sermaye gruplarına peşkeş çekilmiştir. Bizim gerçekleştireceğimiz projelerde yaratılan ticaret merkezlerinde öncelikle bölgedeki esnaf yerleştirilecek ve bu esnaflarımızın ekmeğini kazanması sağlanacaktır. Gelinen noktada halk unutulmuş ve kaderine terk edilmiştir. “
Kentsel dönüşüm alanlarında halkın tamamıyla anlaşma sağlanarak projelerin yaşama geçirilmesini anlatan Şahin, “ Anlaşma yapılmadan yıkım yapılmamalıdır. Yıkılan evlerin dışında kalan evlerin o koşullarda yaşamını sürdürmeye çalışması bir insanlık ayıbıdır. Yıkım sırasında ve sonrasında oluşan toz, pislik ve moloz yığınlarının arasında yaşamak imkansızdır. Kentsel dönüşüm projeleri topraklarımıza el koyma projelerine dönüşmüştür. Bu da yetmezmiş gibi halkı altından kalkılamayacak borçlara sokmuştur. Belediyenin asli görevleri arasında insanları evlerinden söküp atmak değil, insanların talepleri ve beklentileri doğrultusunda konutlar yapılmasını sağlamaktır. Barınma bir haktır, insanlara bu hakkı hak ettiği gibi vermek, bizim temel görevimizdir.
İmar Aflarının yarattığı hakların ötesinde bir yaklaşım geliştirilerek, barınma ve konut haklarını göz ardı etmeyeceğiz. Bu alanlarda yaşayanlar açısından kentsel dönüşümün sosyal bir yıkıma dönüşmesini engelleyeceğiz” dedi.
Göreve geldiklerinde, Kentsel Dönüşüm aşamasında mahallelinin mahallesinden koparılmayacağı sözünü veren CHP Adayı Şahin, konuşmasını şöyle tamamladı: “Hak sahipleri kendi mahallelerinde yapılacak konutlarında barındırılacak. Kimse yerinden edilmeyecek. Hak sahibi olmayan Mamaklıların hakkı da göz ardı edilmeden hakları korunacak şekilde bir çözüme gidilecek. Ayrıca daha önce anlaşma ve sözleşme yapan hemşerilerimizde mağdur edilmeden hakları korunacak.”
Mamak’ta Kentsel Dönüşüm’den 14 mahalle etkileniyor. Yaklaşık 80 bin kişiyi ilgilendiren proje kapsamında 13 bin 850 adet ruhsatsız gecekondu, 160 ruhsatlı yapı yer alıyor.
Şimdiye kadar yapılan uygulamaların defalarca mahkemeler tarafından durdurulduğu 950 Hektarlık Mamak Kentsel Dönüşün Projesi ile yaklaşık 50 bin konut, 1000’e yakın ticaret ve iş merkezi yapılması öngürülüyor.
Mamak’ta Kentsel Dönüşümden, Araplar, Derbent, Dostlar, Dutluk, Fahri Korutürk, Köstence, Büyük Kayaş, Küçük Kayaş, Misket, Şahap Gürler, Şirintepe, Tepecik, Üreğil ve Yeşil Bayır Mahalleleri etkileniyor.

